Bölünme mi bağımsızlık mı? 5 soruda 'bağımsız Kürdistan' referandumu

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından ilan edilen bağımsızlık referandumunun tartışmaları sürüyor. Dış güçlerin müdahalesi mi? Kürtlerin devletleşme hakkı mı? Irak'ın toprak bütünlüğü mü? Hangisi daha belirleyici?



20-09-2017 16:35
İleri Haber

7 Haziran 2017 tarihinde Irak Kürt Bölgesesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani tarafından ilan edilen ve 25 Eylül tarihinde yapılması planlanan referanduma karar verilmesinin ardından başlayan tartışmalara, Irak yönetimi başta olmak üzere Türkiye, ABD, İran, İsrail gibi bölgeye ilişkin çeşitli politikalar güden çeşitli ülkeler de dahil oldu. 

Peki, ilan edilen referandum nasıl bir anlam taşıyor? Referandum kimler tarafından destekleniyor, karşı çıkanlar kimler veya referandumun kapsadığı alanlar neden tartışılıyor? 

Ortadoğu siyaseti adına kritik bir öneme sahip olduğu anlaşılan, bölgedeki güçlerin etkin olabilmek amacıyla pozisyon almak durumunda kaldığı "bağımsızlık referandumu"nu İleri okurları için derledik. İşte 5 soruda "bağımsız Kürdistan" referandumu:

1) KİM, NEDEN KARŞI ÇIKIYOR, KİM DESTEKLİYOR?

Üzerinde bulunduğu coğrafi alanın politik dengeleri bakımından bağımsız bir Kürt devletini talebi, bölge ülkeleri tarafından her zaman olumsuz tepkilerle karşılandı. Suriye, Irak, İran ve Türkiye'nin sınırları içerisinde yer alan Kürdistan bölgesine ilişkin bağımsızlık gündemi, her zaman tarihsel bir tartışma olarak Kürt uluslaşması ve söz konusu ülkelerin "toprak bütünlüğü" kaygıları çerçevesinde bir gelişim seyri izledi. 

Dolayısıyla, "Kürt devleti" başlığında devam eden tartışmalar, IKBY veya bölgede faaliyet yürüten diğer Kürt ulusal örgütlenmelerinin faaliyetleri söz konusu olduğunda, "bölünme" ve "büyük güçlerin müdahalesi" tartışmalarıyla birlikte gündeme oturdu. 

IKBY tarafından ilan edilen referanduma da aynı şekilde bölge ülkelerinin "toprak bütünlüğü" teziyle karşı çıkıldı. Türkiye, IKBY'yle bugüne kadar geliştirdiği yakın ilişkilere rağmen, bağımsızlık referandumu konusunda "Irak'ın toprak bütünlüğünü" öne sürerek karşı bir tutum aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, IKYB’nin referandumla ilgili kararlarını 22 Eylül’deki MGK’da netleştireceklerini açıkladı.

Aynı şekilde, İran ve Suriye de "ABD karşıtı kamp" dışında yeni bir gücün ortaya çıkma ihtimaline ve IKBY ile olan tarihsel karşıtlıkları sebebiyle IKBY'nin bağımsızlık referandumuna karşı bir tutum geliştirdiler. İran ve Suriye Şii olan Irak hükümetinin yanında durmayı tercih ettiler.

Öte yandan, İsrail tarafından bağımsızlık referandumuna destek açıklaması yapıldı. Bu durum, bölgenin Arap ülkelerinin tersine, bölgedeki "Arap hakimiyetini" zayıflatacak bir gelişme olarak İsrail tarafından olumlu bir şekilde karşılandı. İsrail açısından "bağımsız Kürdistan"  İran ve Suriye'nn zayıflaması anlamına geliyordu.

Son 10 yılda bölgede yaşadığı güç kaybına oranla görece dengeli bir politika izleme eğiliminde olan ABD ise, son yaptığı açıklamalarla Erbil'e referandumu erteleme çağrısı yaptı. Almanya, Irak'ın toprak bütünlüğünden yana olduğunu açıklarken, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, verdiği bir röportajda "Daha önce de söylediğim gibi, biz referanduma Kürt halkının talebi olarak bakıyoruz. Anladığımız kadarıyla Kürt otonom bölgesi sakinlerinin büyük bir bölümü referandumun yapılmasını destekliyor. Karşılıklı saygının göz önünde bulundurulduğu bir süreçte, Erbil ve Bağdat'ı desteklemeye hazırız" demişti.

2) İPTAL EDİLECEK Mİ?

İlan edilen bağımsızlık referandumunun hazırlıkları tamamlanmak üzere. Son olarak oy pusulalarını da basıp hazır hale getirdiği öğrenilen Barzani hükümeti, Irak merkezi hükümeti ile henüz bir uzlaşmaya varabilmiş değil. Uzlaşma ihtimali ise Irak Anayasa Mahkemesi'nin referandumun durdurulmasına yönelik çağrısı ve Irak Başbakanı Haydar İbadi'nin referandumun engellenmesine yönelik kararlı tutumu göz önünde bulundurulduğunda uzak bir ihtimal olarak görünüyor. Ancak yine de, nihai sonucu görebilmek için 25 Eylül tarihini beklemek gerekecek. İki tarafın da kararlarından dönmeye yönelik herhangi bir adım atmamaları, tartışmanın seyrinde uluslararası aktörlerin rolünü artıracak bir sonuca yol açabilir. 

3) TARAFLAR ARASINDA SICAK ÇATIŞMA YAŞANIR MI?

Devam eden tartışmalardaki en tehlikeli seçeneklerden birisi de bölgedeki özneler arasında sıcak çatışma yaşanma ihtimali. Bağımsızlık referandumunun ilanından bu yana Kerkük'te gerginlik tırmanırken, konunun Kürtler, Araplar ve Türkmenler arasında bir etnik çatışmaya dönüşmesinden endişe ediliyor. Geçtiğimiz pazartesi günü, referandum kutlaması yapan bir grup Kürtle Türkmenler arasında çatışma çıktı ve bir peşmerge kişi hayatını kaybetti. İki tarafın da birbirini saldırganlıkla suçladığı çatışmanın durdurulması için kente takviye güvenlik gücü konuşlandırıldı. Bağdat yönetimi ise referandumun çatışmaya yol açacak sonuçlar doğurması halinde askeri müdahalede bulunacağını bildirmişti. Bölgede bağımsızlık kazanacak bir Kürdistan'ın ülke içerisindeki Kürt nüfusu ve Kürt meselesinde yürüyen tartışmaları alevlendireceğinden endişelenen Türkiye ise Irak sınırında tatbikata başladı ve Irak'ta yapılması planlanan referandumun “ulusal güvenlik” meselesi olduğunu açıkladı. 

4) BAĞIMSIZLIK GERÇEKLEŞİRSE KÜRT DEVLETİ HANGİ BÖLGELERDEN OLUŞACAK?

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, resmi olarak Süleymaniye, Erbil, Duhok ve Halepçe vilayetlerinden oluşuyor. Ancak IKBY'nin bu alanlar dışında Kerkük, Hanekin ve Sincar gibi tartışmalı bölgeleri de referanduma dahil etmesi, bölgede yaşanan gerilimi tırmandırıyor. Referandum tartışmalarının en önemli ayaklarından birini ise Kerkük oluşturuyor. 

İl Meclisi tarafından geçen ay alınan kararla referanduma katılacaklarını açıklayan Kerkük'te IKBY'nin oy sayısı 2,8 milyon civarında. Ancak seçim komisyonu tartışmalı bölgelerin de seçime dahil edilmesiyle bu referandumda 5 milyondan fazla seçmenin oy kullanabileceği belirtiyor. Seçmenlere “Kürdistan bölgesinin ve bölge dışında kalan Kürt yerleşimlerinin bağımsız devlet olmasını destekliyor musunuz?” sorusu sorulacak. Barzani bu referandumu "Irak'la birlikte devam edecek miyiz, etmeyecek miyiz" referandumu olarak adlandırıyor.

5) KERKÜK NEDEN KRİZ KONUSU?

Kerkük'ün bu kadar önemli olması kentin aynı zamanda zengin petrol kaynaklarına sahip olmasından kaynaklanıyor. ABD'nin Irak'ı işgalinin ardından bölgeye yoğun bir Kürt göçü yaşanmıştı. Kerkük'ü referandum tartışmalarında özel kılan bir diğer nokta ise, resmi olarak merkezi hükümete mi yoksa Kürt yönetimine mi bağlı olduğunun hala net bir şekilde belirlenememiş olması. Kerkük'ün statüsünü netleştirmek üzere 2005 yılından sonra yapılması planlanan referandum yapılamamış, ülkenin içinde bulunduğu yoğun çatışma durumu nedeniyle yıllarca ertelenmiş ve nihayetinde gerçekleştirilememişti. 

Ancak Kerkük 2014 yılında IŞİD'le savaşan peşmerge güçlerinin kente girmesiyle birlikte fiili olarak IKBY kontrolüne geçti. Merkezi hükümet, Kerkük’ün idari olarak merkezi yönetime bağlı olduğunu belirtse de Kürtler ve kentte hakim konumda bulunan Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Kerkük’ün IKBY’ye dahil edilmesini talep ediyor. Türkmenler ise buna karşı çıkarak Kerkük’ün özel bir statüye sahip olmasını istiyor.