Bireysel emekliliğin özeti: Emekçiden al sermayeye ver!

Resmin geneline bakacak olursak asıl yapılmak istenenin otoyollar, Kanal İstanbul, nükleer santral, üçüncü köprü ve havalimanı gibi büyük altyapı projelerine finansman sağlanması olduğu sonucuna varabiliriz.



22-08-2016 10:31
Özge Etcan

10 Ağustos 2016 tarihinde 45 yaş altında olan emekçilerin, işverenleri aracılığıyla bir emeklilik planına dahil edilmesini zorunlu hale getiren Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yasalaştı. Sistemin yürürlüğe gireceği tarih itibari ile prim sistemine dahil olan emekçilerin net ücretlerinin  %3’ü prime sistemine aktarılırken işveren hiç prim ödemeyecektir. Bakanlar Kurulu bu oranı iki katına kadar arttırma ve %1’e kadar azaltma hakkını saklı tutacak. Cayma hakkını kullanmak isteyen emekçilerin katkı paylarının yatırım gelirleri ile birlikte 10 iş gününde iade edileceği söylense de kanun tasarısında bu paranın nasıl değer kaybetmeyeceği ile ilgili bir netlik yok, fon yönetimine de bir sorumluluk atfedilmiş değil. Sistemin gediklerinden biri de ilk 2 aydan sonra cayma hakkı seçeneğinin olmamasıdır.
    
BES’İ VARLIK FONU DÜZENLEMESİYLE DÜŞÜNMEK
Bugüne kadar gönüllük esasına dayalı olan bireysel emeklilik sisteminin zorunlu olarak 45 yaş altı tüm emekçileri kapsamasıyla oluşturulmak istenenin bir fon havuzu olduğunu iddia edebiliriz. Basitçe, her asgari ücretlinin aylık net maaşının % 3’lük kesintisi, 39 TL’lik katkıyla, fonda yılda en az 7 milyar TL’lik birikim oluşturacaktır. Peki, eş zamanlı olarak Plan Bütçe Komisyonu'nda görüşülmeye başlanan Varlık Fonu'na bu birikimlerin aktarılacağını düşünmekte haksız mıyız? Kabaca ortada şöyle bir soru var; emekçilerden zorla alınan bu paralar kimin cebine gidecektir?
 
İŞSİZLİK SİGORTASI FONUNDA DA OLDUĞU GİBİ!

Denk bir örnekle geriye doğru düşünmekte fayda var. Bloomberg’in haberine göre giderler çıktıktan sonra her ay yaklaşık 700 milyon liranın eklendiği işsizlik fonunun, olağan işleyişiyle yıl sonunda 100 milyar TL'yi aşması bekleniyor. Ancak bu fondan, fonun kuruluş tarihi olan Mart 2002’den bu yılın mayıs ayına kadar işsizlere yapılan ödeme miktarı ise sadece 11 milyar 666 milyon lira, yani işsizler bu fonun yaklaşık sadece %10’luk bir kısmını kullanabiliyor! Bu oran Belçika’da %71, Fransa’da %46’dır. Almanya’da ise işsizlik fonundan yararlananlar tüm işsizlerin %40’ını oluşturuyor, bu oran Türkiye’deki oranın yaklaşık 4 katı kadar.

Gürcistan’ın toplam bütçesinden fazla olan ikinci hazine büyüklüğündeki bu fondan, yararlanmanın önündeki en büyük engel olarak hak ediş koşullarının oldukça katı olmasıdır. Öbür taraftan AKP hükümeti bu fonu GAP gibi projelerde, devlet iç borçlanma senetlerinde ve hatta iddialara göre Ak Saray’ın inşası gibi devlet lüks tüketimini finanse etmekte kullandı.

BES’e geri dönecek olursak, sistemin en büyük reklamını %25 devlet katkısı diyerek yapıyorlar. Ancak eskiden bireysel emeklilikte gelir vergisi muafiyeti vardı, bu düzenlemeyi kaldırdılar ve adını devlet katkısı yapıp %25'e sabitlediler. Artık ellerinde reklamı yapılabilen bir terim oldu: %25 devlet katkısı! Aynı taşla ikinci kuş ise gelir vergisi muafiyetinin toplamda %25'i geçmesiydi. Çünkü gönüllü BES sistemini kullananlar genelde yüksek maaşlı çalışanlardı ve bunların gelir vergisi dilimi yılın son aylarında %35'e kadar çıktığı için ortalama %25 gibi bir oran AKP için daha hesaplı oldu. Ayrıca AKP’nin bütün pastayı toplayıp bir yasa ile devlet katkısını düşürmeyeceğinin bir garantisi yok. Çünkü Bakanlar Kurulu katkı oranlarını düzenleme yetkisini tamamen elinde tutuyor. Bununla birlikte sistemin uzun vadede zarar edeceğinin bir diğer göstergesi de %25 devlet katkısının Türkiye'deki enflasyon ve para değeri oynamalarını kompanse edemeyecek düzeyde olmasıdır. Türkiye’de mevcut BES’in getirisi, enflasyon oranının % 2 altında bir değerde seyretmektedir.

SERMAYEYE PEŞKEŞ ARACI OLARAK FON YÖNETİMİ

Resmin geneline bakacak olursak asıl yapılmak istenenin otoyollar, Kanal İstanbul, nükleer santral, üçüncü köprü ve havalimanı gibi büyük altyapı projelerine finansman sağlanması olduğu sonucuna varabiliriz. İşsizlik sigortasında olduğu gibi kamudan çalınan bu paralar mega projelerin, altyapı çalışmalarının finansman kaynağı olarak kullanılacak ve sermayeye peşkeş çekilecektir. Bugün şahit olduğumuz işsizlik sigortası fonundaki yağmalama uzun vadede BES sisteminde de karşımıza çıkacaktır. Bu tahlil bir öngörü değil AKP’nin kamu ve emekçi düşmanlığının açık resmidir.