Bir yol ayrımı: ‘Duman’

Duman” Turgenyev’in diğer eserleri gibi akıcı ve kolay okunuyor. Eser Flaubert ile dost olmasının ardından girdiği gerçekçilik akımının özelliklerini taşır. Turgenyev içinde yaşadığı toplumun güncel sorunlarını ele alır ve inceden inceye bunları irdeler. Kullandığı gerçekçi ve ayrıntılı anlatım ile siyasetten edebiyata, gündelik hayata kadar pek çok meseleye temas eder.



17-09-2017 09:11
Gökçesu Özgül

Ivan Sergeyeviç Turgenyev on dokuzuncu yüzyıl derebeylik Rusya’sında doğar. Toprak sahibi ailesinin yaşadığı ve yaşattığı koşullar derebeyliğe öfke beslemesine neden olur. Serflere uygulanan baskıdan çok rahatsız olur, onların sorunları onun da sorunudur. Bu durum daha sonra Turgenyev’in eserlerinin kaynağını oluşturacaktır. “Ya susacak ya da ne biliyorsam yazacaktım. İkincisini seçtim” demesi de belki bu yüzdendir.  Turgenyev bir süre Berlin’de kalır ve burada batı medeniyetlerinin yaşadığı aydınlanma çağının önemini kavrar. Bu yenilik Duman’da da yoğun olarak görülmektedir. 

Olaylar genç Litvinov’un nişanlısı Tanya ile buluşmak üzere sözleştiği Almanya’nın Baden kentinde başlar. Litvinov gençlik yıllarında itibarını ve mal varlığını yitirmiş soylu bir ailenin kızı olan Irina ile evlenme hayalleri kurarken terk edilmiştir. Irina herkesi hayran bırakacak güzelliktedir ve bundan faydalanarak ailesinin refah dolu günlerini tekrar yaşamayı ummaktadır. Litvinov’un mütevazı bir hayatı vardır ve Irina bundan daha fazlasını istemektedir. Litvinov biraz ekonomik zorlukların biraz da yaşadığı aşkın karşılaştırdığı hüsranla üniversiteyi bırakır.  Kendine yeni bir hayat kurar. Iki sevgilinin yolları on yılın ardından tekrar kesişir. Adım adım Litvinov, nişanlısı Tanya ve eski sevgilisi Irina arasında bir aşk üçgenine doğru sürükleniriz. Litvinov güvenilir, hayata bağlı bir adam iken zaman içinde öz saygısını ve utanma duygusunu kaybeden bağımlı birine dönüşür. Tanya ve Irina arasında yapacağı tercih aslında hayattaki gerçek bir yol ayrımıdır. Bu biraz da Avrupa ve Rusya arasında bir tercih yapmak anlamına gelir. Turgenyev’in Pauline Viardot’a olan umutsuz aşkı yaşamında önemli bir yer oynar. Duman’da Litvinov ve Irina arasındaki aşkta belki bundan bir parça bulmak mümkündür. Turgenyev kendisinin yakalayamadığı özgürleşme, yeni bir hayat kurabilme fırsatını Litvinov’a vermiştir.

O kendini Rusya’ya yabancı hissettiği, ona dair söyleyecek bir şeyinin olmadığını düşündüğü bir dönemde Duman’ı kaleme almaya başlar. Turgenyev yapıtında gerici Rus bürokrasisini ve Avrupa’ya göç etmiş Rus devrimcilerini eleştiriye tabi tutar. Kumar ve gösteriş tutkusu ile kavrulan aristokratları, “Rusya’nın aradığı yargıç tipini” çizer; dar görüşlü, yeteneksiz, az bilgili ama namuslu.  Rusya’ya, Rus aydınına olan ağır eleştirisi tüm kitapta hakimdir. Bu tartışmada tarafsız kalmaya tercih edişi, romanın ana karakteri Litvinov’un siyasi görüşünün olmamasında, Rusların siyasi görüş edinebilecek olgunluğa erişemediğini belirtmesinde görülür. Litvinov’un ilişkide olduğu kişiler, içinde bulunduğu ortamlar üzerinden tenkitlerini anlama fırsatı buluruz. Karakterlerin dialoglarından, içine girdikleri sonu gelmeyen tartışmalarından Turgenyev’in esas sorununun, ortaya koymaya çalıştığı şeyin ne olduğunu saptamak mümkündür. Litvinov her ne kadar taraf tutmasa da girdiği sosyete toplantılarından halk gururu incinerek, tüm varlığı ile rahatsızlık duyarak çıkar. Turgenyev sonunda her şeyin etkisini yitiren, gelip geçici bir duman olduğunu yazar. 

“Duman” Turgenyev’in diğer eserleri gibi akıcı ve kolay okunuyor. Eser Flaubert ile dost olmasının ardından girdiği gerçekçilik akımının özelliklerini taşır. Turgenyev içinde yaşadığı toplumun güncel sorunlarını ele alır ve inceden inceye bunları irdeler. Kullandığı gerçekçi ve ayrıntılı anlatım ile siyasetten edebiyata, gündelik hayata kadar pek çok meseleye temas eder. Din yerine sosyal sorunlara, toplumdaki adaletsizlik olarak gördüğü şeylere itiraz eden kendine özgü hikâyeler yaratır. Bu anlamda Tolstoy ve Dostoyevskiden ayrı bir yerde durur. Bu anlamda çıkardığı karakterler de hikâyeler de kendine has bir üslubun ürünü olarak belirir.


KÜNYE: Duman, İvan Sergeyeviç Turgenyev, Çeviri: Hasan Ali Ediz, Yordam Kitap, 2017, 240 sayfa.