Bir Tabirhane’nin olanakları

Hayri K. Yetik, Bilal Tabirhanesi’ndeki şiirleriyle okuyucuya konforlu bir okuma serüveni vaat etmiyor. Arkasına yaslanmayan bir şiirle karşılıyor okuru. Tıpkı “düşgezer bilal” gibi… Şairin okurundan talebi de bu yönde: Kolları bağlı, sırtını yerleşik dilin sınırlarına dayamış bir okur istemiyor Yetik.



26-02-2017 00:00
Didem Gülçin Erdem

Hayri K. Yetik’in yeni şiir kitabı Bilal Tabirhanesi, henüz ismiyle dahi okuru, gerçekliğin şairin dilindeki türlü olanaklarına çağıran bir kitap. Tersinleme, aşındırma ve yeniden kurma gibi yöntemlerle, bir metin olarak mevcut gerçekliğin gediklerinin Yetik’in şiir diliyle kimi zaman daha da genişlediği, kimi zamansa sözün sığamayacağı kadar daraldığı şiirler karşılıyor okuru…

Şairin dayatılan gerçeklikle arasına koyduğu mesafe, dünyayı kendi diline çevirmekteki ısrar ve inadı tarafından tayin edilir. Yetik, mesafesinde de, kendi dilinde de inatçı ve ısrarcı. Boşluğun varoluş alanına denk gelen olgusallığından, metin kurmadaki desteğine varana dek bütün olanaklarından faydalanan şair için bu mesafe sözle doldurulması değil; sözle kuşatılması lazım gelen bir mesafe:

“keşke noktalamanın, sözcüklerin, harflerin ve sayfanın tornasından geçmeden, öyle uçuşur, oldukları gibi aktarılabilselerdi. kimisi harflerle karıştıklarına inanır “harfleri ayrıştırmalı” der, kimisi “yazının silinen yerinde aramalı.” bence “ikisinin de boşluğuna bakalım. harf çatlağına kaçmıştır belki.” (s.7)

Sezgisel kavrayış ve usa burun kıvıran söyleyiş de Bilal Tabirhanesi’nde karşımıza çıkan kurucu unsurlar arasında. Gündelik olanı yıkmaya dilden başlayan Yetik, akılla kavranabilenin yerine duyumsananı öneriyor. Şiirinin iskeletini oluşturan bu önerme,  sözcük kadrosunda da kendini hissettiren unsurlar arasında. Sözcüklerin yeni ihtimallerle tanıştırılması, şairin alfabesini güçlü ve başka kılıyor.

Hayri K. Yetik, Bilal Tabirhanesi’ndeki şiirleriyle okuyucuya konforlu bir okuma serüveni vaat etmiyor. Hikmetli söyleyişlerle süregelen didaktik söyleyişe alışmak üzere olan dimağ, Yetik’in dildeki sıçrayışlarıyla irkiliyor. Bu irkilmenin kaynağı kimi şiirlerde ironiyken, kimi şiirlerde şairin geleneğe ilişkin telmihleri… Yetik şiiri, arkasına yaslanmayan bir şiir. Tıpkı “düşgezer bilal” gibi… Şairin okurundan talebi de bu yönde: Kolları bağlı, sırtını yerleşik dilin sınırlarına dayamış bir okur istemiyor Yetik. Şairin, hikemî tarzı dahi altüst ettiği, yeniden üretimin olanaklarına yaslanırken birden önündeki çukura atladığı, indiği yerden ezbere yüz vermeden kendi anlamının peşine düştüğü şiirler Bilal Tabirhanesi’ndeki şiirler:

“bir zamanlar ölümsüzlük sanmıştım

Bir zaman ölümsüzlüğün intikamı

Harflerim artık birer hırıtlı

Eyvahımı erteler dil vermez ötelerine

Şiir sarısı deyip ağzını açık bıraktım

Gelecek her neyse kim ne anlarsa oh olsun…” (s.11)

Dilin olanaklarını iyi kullanmakla kalmayıp çoğaltan, sezgiyle duyduğu yerden sağır olmaya çağıran bir kitap Bilal Tabirhanesi. Bu çağ ile hemzemin bir yerden, olanca kayganlığına aldırmadan kuruyor şair sözünü. Bu zeminde kimi zaman yalpalamak, kimi zamansa kayıp düşmek bekliyor okuru. Ama dik bir katılımcı olarak değil…

*KÜNYE: Bilal Tabirhanesi, Hayri K. Yetik, Öteki Yayınevi, Ocak 2017, 96 sayfa