Bir Mark Twain seçkisi

Her metin, yazarından az ya da çok ama mutlaka bir parça da olsa iz taşır elbette. Mark Twain de kaptanlığından, madencilik geçmişinden bir tutam serpiştirmiştir öykülerine. Bu sebeple kaptanlar, madenciler, gezginler görürüz ama en çok da çocukluğundan, Mississippi’den aldıklarını katmıştır yazdıklarına. Anlattıklarında yüksek bir dinamizm ve akıcılık vardır. Ancak Twain gibi hayal gücü yüksek, renkli ve hareketli birinden çıkabilirdi böylesi öyküler.



25-02-2018 10:59
Gökçesu Özgül

Dünya edebiyatının şüphesiz en önemli isimlerinden Mark Twain’in, beş öyküsünün bir araya getirildiği Bir Kesitle Kaptan Stormfieldin Cenneti Ziyareti 2017 yılının son ayında Alakarga Yayınları’dan çıktı. Kitapta yer alan öykülerin hepsi de bir çırpıda okunabilecek, hareketli ve merak uyandıran metinler.

“Kaptan Stormfileld’ın Cenneti Ziyareti” kitaba da adını veren ilk öykü. Kaptan Stormfield ölmüştür ve cennete gitmesi gerekmektedir ancak yıllarını denizlerde geçiren Kaptan eski alışkanlıklarından vaz geçemeyerek bir kuyrukluyıldız ile yarışa girer ve cennet güzergahından çıkar. Kaptan yolunu bulamamaktadır. Ölü olarak geçirdiği otuz yılın , “uzayda bir kuyrukluyıldız gibi vızıldadığı” zamanların ardından nihayet bir tesadüf sonucu gitmesi gereken yere, cennete ulaşır. Yeni ikametgahında başından geçenler kendisi de dahil dünyada kimsenin cennet hakkında bildiklerinin doğru olmadığını göstermektedir. Cennet kapısının görevlileri Dünya’yı tanımakta zorlanırlar, anımsayabilenlere göre ise gezegen “Yokya” olarak kaydedilmiştir.  Dünya zannettiğimiz kadar meşhur ve mühim değildir aslında. Melekler kanatlarını sadece törenlerde kullanır, beyaz değildirler ve İngilizce konuşamazlar. Kuyrukluyıldızlar da, hatta insan da insanın bildiği gibi değildir orada. Üstelik kimse cennete dünyadaki kimliği ile gelip dünyada olduğu insan ile aynı kişi olmaz. Asıl mertebesine cennette kavuşur insan. Shakespeare ve Homeros peygamber olmuşlardır örneğin. Sekizinci Henry’nin tragedyacı olduğu, Aslan Yürekli Richard’ın ringde dövüştüğü bu yerde adını dahi bilmediğimiz insanlar itibar sahibidir. Kendine uygun mesleği seçme şansına sahiptir herkes; içinde bir şair yatan ayakkabıcı cennette şair olabilir. Ancak cennet tıpkı dünyadaki gibi ayrımların olduğu bir yerdir, halktan kişiler seçkinleri göremez. İnsan kendi hurafesini kendi yarattığı için cennet hakkında yanlış bilgilere, inanışlara sahiptir. Cenneti cennet yapan insan ürünü bu hurafeler de değildir üstelik. Çalışmaktan, hareket halinde olmaktan, seçim yapabilmekten kaynaklanan bir mutluluk vardır orada.  Salt mutluluk da değildir bu, zaten mutluluk ancak başka bir şeyle mukayese edilebildiğinde kendini göstereceğinden cennette yeterince acı da vardır. İnsanın idealize ettiğinin çok dışında, herkesin bir yaşa saplanıp kalmadığı, bir sınırlamanın esiri olmadığı, tek tip alışkanlıklardan ve zevklerden, renksiz bir ayniyetten uzak aslında hiç tanımadığımız bir yerdir cennet.  Mark Twain ironi ile süslediği öyküsünde insanların binlerce yıldır kafasını meşgul ettiği içi boş inançları alaşağı eder.

“Çift Taraflı Bir Dedektif Hikayesi” ise kriminal bir takım olayların kahramanları gözünden anlatılan bir suç öyküsüdür. Her şey Bayan Stillman’ın,  kendisini korkunç bir şekilde terk edip babasının kahrından ölmesine sebep olan kocası Jacob Fuller’den intikam almaya karar vermesi ile başlar. Bu konuda görevlendirdiği oğlu Archy, tazılardan edindiği genetik aktarım ile babasının kokusunu takip edip izini sürecek, trajik bir ölüm tasarladıkları adamın peşinden dünyayı gezecektir. Ancak olaylar beklediğimiz gibi gitmez, hırslarının düşkünü, kötücül, sevgiden uzak bu adamın sonu tahmin ettiğimizden daha heyecanlı ve zeka ürünü bir yol ile gelir. 

Kitapta “Bir Fabl”, “Düzenbaz Hindinin Peşinde”, “Mcwilliams’lar ve Hırsız Alarmı” gibi yüzümüzü gülümsetecek kısa öyküler de yer alıyor. Bunlar hayata gülebilmenin, talihsizliklere meydan okuyabilmenin de en güzel örnekleri aynı zamanda.

Her metin, yazarından az ya da çok ama mutlaka bir parça da olsa iz taşır elbette. Mark Twain de kaptanlığından, madencilik geçmişinden bir tutam serpiştirmiştir öykülerine. Bu sebeple kaptanlar, madenciler, gezginler görürüz ama en çok da çocukluğundan, Mississippi’den aldıklarını katmıştır yazdıklarına.  Anlattıklarında yüksek bir dinamizm ve akıcılık vardır. Ancak Twain gibi hayal gücü yüksek, renkli ve hareketli birinden çıkabilirdi böylesi öyküler.

 Bir Kesitle Kaptan Stormfield’ın Cenneti Ziyareti, Eugene O’Neill’in “Amerikan edebiyatının gerçek kurucusu” dediği Twain’in geniş külliyatının sadece ufak bir parçasıdır. Halley Kuyrukluyıldızı Mark Twain’i bu muazzam yapıtları edebiyata kazandırması için 75 yıllığına dünyaya emanet etmiş, sonra da geri dönüp almıştır. Kim bilir belki de Kaptan, tıpkı Stormfield gibi kuyrukluyıldızlara meydan okuyordur. Tıpkı “Bir Fabl”ı bitirirken yazdığı gibi; “Eğer bir metin ile hayal gücünüzün aynası arasında durursanız orada ancak kendinizde olanı bulursunuz. Kulaklarınızı göremeyebilirsiniz ancak onlar yine de oradadır.”


KÜNYE: Kaptan Stormfileld’ın Cenneti Ziyareti, Mark Twain, Çeviri: Batuhan Taş, Alakarga Yayınları, Aralık 2017, 160 sayfa.