Beyaz Saray’daki personel değişimi savaşı işaret ediyor

Trump'ın Beyaz Saray'da yaptığı görevden almaların ardında savaş isteği mi yatıyor?Tillerson, İran'la anlaşmayı savundu ve görevden alındı.



26-03-2018 12:42

Yazar: Ernst Wolff

Çeviri: Özer Erdin

ABD Başkanı Trump geçen hafta başında Dışişleri Bakanı Tillerson’ı kovdu ve yerine CIA Şefi Mike Pompeo’yu getirdi. Ana akım medya bu sürpriz gelişmeyi Tillerson’ın Trump hakkında aleni bir biçimde “salak” ifadesini kullanmış olduğuna bağlayarak, Trump’ın buna karşılık olarak intikam aldığını belirtti. Ayrıca bu son yaşanan olayın Beyaz Saray’daki kargaşaya yeni bir örnek teşkil ettiği ve Trump’ın despotik yönetim tarzının bir kez daha gözler önüne serildiğine ilişkin yorumlar da ana akım medyada yer buldu.

Ancak,  bu ani kovulmanın arkasında muhtemelen başka bir neden yatmaktadır. Söz konusu haberin duyulmasından çok kısa bir süre sonra Trump, Tillerson ile aralarında özellikle İran ile yapılmış olan Nükleer Program Anlaşması’na istinaden farklı fikirlerin olduğunu söyledi. (Hatırlanacağı üzere İran ile ABD’nin Kasım 2013’de yapmış olduğu nükleer anlaşma uyarınca İran nükleer programına son verir vermez kendisine karşı uygulanmakta olan uluslararası yaptırımlar kaldırılacaktı. Bundan ötürü yaptırımlar 2016’nın başında kaldırılmıştı.)

Trump henüz başkanlık seçimleri kampanyasında İran ile yapılan anlaşmaya karşı fırtınalar kopardı; başkanlığının ilk yılında anlaşmanın çok ağır bir hata olduğunu birçok kez dile getirdi. Buna rağmen Tillerson anlaşmaya bağlı olduğunu sergileyen bir politika izlemeyi tercih etti. Nihayetinde Tillerson, Trump’ın isteği ile kovuldu ve yerine gelen Pompeo, anlaşmanın yarına bırakılmadan bugünden feshedilmesini savunan birisi olarak öne çıkıyor. Peki, bu gelişmenin arkasında ne yatıyor olabilir?

ABD’NİN EN ÖNEMLİ HEDEFLERİNDEN BİRİ: PETROL FİYATLARININ YÜKSELMESİ

ABD uzun zamandır çeşitli nedenlerle İran’ı hedef alıyor. İran çok önemli olan jeo-stratejik konumunun yanında ABD’nin müttefikleri olan Suudi Arabistan’ın ve İsrail’in de amansız düşmanı olarak öne çıkıyor. Diğer yandan ABD tarafından desteklenmiş olan Şah rejimi döneminde ülkenin sahip olduğu devasa büyüklükte petrol yatakları Amerikan şirketlerinin sömürüsüne açıkken, bu durumu günümüz rejimi engellemiştir. Buna ilaveten mevcut Molla rejimi Çin ve Rusya ile çok iyi siyasi ilişkiler kurmuştur.

Yalnız, daha önemlisi ‘International Energy Agency’nin’ verilerine göre 2015 ve 2016 yıllarında geri gitmiş olan Amerikan fracking endüstrisine yapılan yatırımlar geçen yıl %50 oranında yükseltilmiş, fakat yine de çıkartılan petrolün varil başına elde edilen 60 dolar tutarındaki fiyatından gelir elde edilememiştir.

Buna ek olarak Wall Street yatırımcıları da yakın bir gelecekte petrol fiyatlarının yükseleceğini hesaplamaktadırlar. Ayrıca ne talebin birdenbire artacağı ne de büyük üreticilerin aniden oyundan düşecekleri hesaba katıldığından, geriye sadece tek bir ihtimal kalmaktadır: Önemli petrol yataklarını oyundan düşürmek!

Bu nedenle İran dünyanın en büyük petrol üreten ülkelerinden biri olduğu için kendisine karşı petrol yataklarını ya da bunların bir kısmını tahribata uğratmak üzere girişilebilecek bir savaş, petrol fiyatlarını mutlak bir suretle tırmanışa geçirecektir. Böyle bir savaş ayrıca fracking endüstrisini de yeniden rekabet edebilir kılacaktır. Bu sayede ise ABD, petrol çıkarmayı esas alan bu tekniğin lider uygulayıcı ülkesi olarak sadece yüksek kazançlar elde etmekle kalmayacak, aynı zamanda silahlanma endüstrisinin kasasına da devasa miktarda meblağlar akıtacaktır. Şayet Amerikalılar kendilerine tabi olan bir kukla rejimini Tahran’a yerleştirmeyi başarırlarsa, savaştan sonra tahrip olmuş olan ülkenin yeniden inşa sürecine de katılabileceklerdir. Başka bir deyişle fracking tekniği ile elde edilen petrol ile istila edilecek olan dünya pazarlarının yanında tahrip edilmiş olan İran’ın yeniden inşası da Amerikan ekonomisi için kaldıraç vazifesi görüp, Trump’a nefes aldırarak, başka nedenlerden ötürü kendisi için daralan zamanı ona geri kazandıracaktır.

SEÇMENLERİ TRUMP'TAN UZAKLAŞIYORLAR

Şu an için Trump’ın en kararlı seçmenleri bile ondan memnun olmaktan çok ona karşı her türlü duyguyu beslemekteler. Bu eğilim bizzat Kasım ayında Virginia’da, Aralık'ta Alabama’da Cumhuriyetçilerin kaybettikleri seçimlerde su yüzüne çıktı. Bu hafta içinde ise Pennsilvanya’nın 18. Bölgesi için yapılan kongre ara seçimlerinde cumhuriyetçiler açısından dramatik bir sonuç daha ortaya çıktı. Şayet Trump bu bölgedeki başkanlık seçimlerini az bir farkla %20 oy alarak kazanmış olsaydı, kongrede bir koltuk bir demokrata geçmiş olacaktı. Kısacası, son seçimlerde alınan sonuçlar şunu göstermektedir: Pennsilvanya’da yaşayan ve Trump’a büyük umut bağlamış olan çelik ve kömür işçilerinin büyük bir bölümü hayal kırıklığına uğramışladır ve Trump’tan uzaklaşmaktadırlar. Bunun nedeni ise Trump’ın önceden yurtdışına kaydırılmış olan yüksek gelirli işleri ülkeye döndüreceğine dair olan sözünü şimdiye kadar yerine getirmemiş olmasıdır. Buna dayalı olarak küreselleşen dünya ekonomisi bağlamında işlerin bu şekilde geri dönüşünün ya imkânsız olduğu ya da sadece açlığı işaret eden ücretlerde mümkün olduğu giderek daha açık bir hale gelmektedir.

Eğer Trump hükümeti kaybetmek istemiyorsa, acil olarak iki sorunu çözmek zorundadır. Bunlardan biri seçmenlerini başka bir doğrultuya yönlendirip, başarısızlıklarından uzak tutmak, diğeri ise fracking endüstrisinde yeniden rekabet edebilir duruma gelebilmektir. Bundan dolayı İran’a karşı girişilebilecek bir savaş ABD açısından en uygun yöntem olacaktır; çünkü yapay olarak harekete geçirilmiş olan menkul kıymetler ve tahvil piyasalarında yaşanacak bir finansal ve ekonomik çöküşten sonra ABD hükümeti, çaresizlik içinde gerçekleri saptırmak niyetiyle bir günah keçisi aramak zorunda kalacaktır. Bu durumun yaratacağı muhtemel sonuçlar çerçevesinde Rusya’nın ve Çin’in de karışacağı bir nükleer savaştan Trump’ın uzak kalmak isteyeceğini ummaktan başka bir şey yoktur. Kararlarını genel olarak insani değerleri gözetmekten ziyade ekonomik masraf ve fayda hesabına dayalı olarak alan Trump gibi birisinden bu tür bir hassasiyeti ummak gerçek bir bakış açısından çok yerine gelmeyecek bir beklentidir.       

Orjinal makale için tıklayın