Barışın Elçisi olmadan 2 yıl…

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katledilişinin üzerinden tam iki yıl geçti. Failleri ise hala adalet önüne çıkarılmadı.



28-11-2017 06:25

İleri Haber

‘Barış Elçisi’ Avukat Tahir Elçi’nin katledilişinin üzerinden bugün tam iki yıl geçti. AKP hükümeti, Diyarbakır Barosu’nun, ailesinin, toplumun ve siyasilerin, cinayetin sorumlularının bulunması çağrısına, adalet talebine kulak tıkadı, görmezden geldi. Kameraların gözü önünde katledilen Elçi’nin cinayet zanlıları ortaya çıkarılmadı, ömrünü insan hakları savunuculuğuna adamış Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tek bir kişi dahi yargılanmadı. Barışın elçisine, akıbeti hep cezasızlık olan ‘faili meçhullar’ dosyasında bir isim olması reva görüldü.

17 SORU

Özellikle 2015 yılının ikinci yarısından itibaren sivil alanlarda yansıyan çatışmalar nedeniyle yaşanan insan hakları ihlallerine, doğa ve kültür mirasına yönelik tahribata, orantısız güce dikkat çekmek ve bunun önüne geçmek için Diyarbakır Barosu Başkanı olarak yoğun bir çaba sarf eden Elçi, bu kapsamda Sur’da yaptığı basın açıklaması esnasında katledildi. Cinayetten 111 gün sonra ‘olay yeri incelemesi’ yapılan, soruşturmanın seyrini değiştirecek tek bir delil ve tanığa sahip olmayan Elçi cinayetine ilişkin karanlık, ölümünün 2. yılında Meclis gündemine taşındı. HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, cinayete ilişkin Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e 17 soru yöneltti.

Uca, şu soruların cevaplanmasını istedi:

1) Tahir Elçi soruşturması ne aşamadadır?

2) Ömrünü insan hakları savunuculuğuna adamış Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili yürütülen soruşturmanın tek bir şüpheli olmaksızın sürdürülmesinin sebebi nedir?

3) Elçi’yi vuran kişinin, Yenikapı Sokak içerisinde bulunanlardan birisi olduğu halde ve söz konusu sokak içerisinde onlarca polis bulunmasına ve bunların çoğunluğunun silahını kullanıyor olmasına rağmen halen dosyada şüpheli olarak tek bir polis memurunun bulunmamasının sebebi nedir?

4) Elçi’yi vuran mermi çekirdeğinin bulunamamasının sebebi nedir? Elçi’nin ensesinden girip kaşının üzerinden çıkan mermi çekirdeğinin, en fazla gidebileceği mesafe 5-6 metre iken, söz konusu mermi çekirdeğinin bulunması için olay mahallinde delil tespiti ve delil toplama işlemi neden yapılmadı?

5) Kullanmış olduğu silahı gösteren ve dolayısıyla failin tespit edilmesi için en önemli delil olan mermi çekirdeğinin bulunması için, cinayetten sonra alanın taranmasını engelleyen kişi ya da kişiler kimlerdir? Söz konusu kişiler kimden ya da kimlerden talimat alarak, delilleri karartmıştır? 

6) Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu mermi çekirdeği kaybolmadan önce, cinayetten hemen sonra neden olay yerini koruma altına almadı? Benzer şekilde, savcı neden olay yerinde görevli 30’u aşkın polis memurunun silahlarına el koyup, kriminal inceleme yaptırmadı?

7) Elçi’nin nereden ve hangi açıyla vurulduğu neden hala tespit edilmemiştir?

8) Elçi cinayeti sonrasında olay mahallinin temizlendiği iddiaları doğru mudur? 

9) Cinayet sonrası olay mahalli sokakta acil olarak sokağa çıkma yasağının ilan edilmesi tesadüf müdür?

10) Adli Tıp Kurumu Elçi’nin ölümüne neden olan kurşunun hangi tür ve çapta silahtan atıldığına ilişkin raporunda, Elçi’yi vuran mermi çekirdeğinin 9 mm çapında veya harp silahı olabileceğini söyleyerek, soruşturma dosyasında ilerlemeyi zorlaştırdığı iddiaları doğru mudur? Söz konusu kurşunun hangi tür ve çapta silahtan atıldığı neden kesin olarak tespit edilmemiştir?

11) Cinayetin onlarca insanın gözü ve kameraların önünde yaşanmasına rağmen Elçi’yi vuran kişi ile vurulduğu anı gösteren herhangi bir görüntü kaydının bulunmamasının sebebi nedir?

12)  Elçi’nin vurulma anının da bulunduğu polis kamerası görüntülerindeki 13 saniyelik kesintinin nedeninin tespit edilmesi için Elçi’nin avukatları Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na birçok kez başvurdukları halde, iki yıldır söz konusu kamera ve hafıza kartına el konulmamış olmasının sebebi nedir?

13) Elçi’nin vurulma anını gösteren polis kamerası görüntüsünde kesme, kırpma ve montaj var mıdır? Bunun tespit edilmesi için kamera ve hafıza kartına el konularak, TÜBİTAK ve ATK’ye gönderilmesini engelleyen kişiler kimlerdir?

14) Elçi’nin yaşamını yitirdiği sokağı gösteren Mardin Kebapevi’ne ait, işyerinin içini çeken 3 kameranın görüntü kayıtlarında herhangi bir sorun ya da dezenformasyon olmadığı halde, cinayet anını görüntüleyecek açıda ve cinayeti aydınlatıcı nitelikte olan 4. Kamera’ya ait görüntüler neden yok? Bu kamera gerçekten görüntü kaydı almadı mı? Aldı da teknik olarak çözülemedi mi? Veya bu kamera görüntü kaydı aldı, sonrada bu kayda müdahale mi edildi? Bu deliller karatıldı mı, köreltildi mi?

15) Olay yerinde görevli polisler ve amirleri hakkında 2 yıl önce idari soruşturma başlatıldığı halde, soruşturmanın hangi aşamada ve boyutta olduğu, bitirilip bitirilmediği neden Elçi’nin avukatlarından ve kamuoyundan gizlenmektedir? Söz konusu soruşturma ne aşamadadır? Bu kişiler ihraç edilmiş midir?

16) Türkan Elçi’nin olay yerinde görevli tüm kolluk personellerinden şikâyetçi olması sonucu tanık olarak dinlenen tüm polislerin şüpheli sıfatı kazanmasına rağmen, Elçi’nin avukatlarının şüpheli olarak ifadelerinin alınması yönündeki talepleri neden karşılanmadı?

17)  Tahir Elçi cinayetinin aydınlanması için son iki yıl boyunca Bakanlığınız ne gibi çalışmalar yapmıştı? Tahir Elçi cinayetinin daha önce yaşanan faili meçhul cinayetler gibi kalmayıp; faillerin tespit edilerek yargılanması için Bakanlık olarak herhangi bir tedbir almayı düşünüyor musunuz?”

ÖLMEDEN ÖNCEKİ SON SÖZLERİ: “SAVAŞ, ÇATIŞMA İSTEMİYORUZ…”

AKP iktidarının cinayetin aydınlatılmasını sağlayabilecek bu 17 soruya yanıt verip vermeyeceği ise muamma. Çok sayıda davayla ilgilenen, onlarca mağdurun avukatlığını yapan hak savunucusu Avukat Tahir Elçi’nin öldürülmeden önceki son sözleri ise şöyle olmuştu:

“Yıllar önce Afganistan'da Taliban güçlerinin Buda Heykeli'ni bombalama görüntülerini hep birlikte dehşet içinde izlerdik. Yine son birkaç yıl içinde IŞİD denilen o barbar gruplarının, Palmira'da, Musul'da, Ezidi yurdu Şengal'de o insanların tarihi birikimlerine yönelik suikastlarını, bombalamalarını hep endişe ile kederle izlerdik. Ve Türkiye toplumu olarak hep şunu derdik: Aman bunlar bizden uzak olsun.

Ne yazık ki çok kısa bir süre içerisinde tarihi eserlerimize tarihi değerlerimize yönelik benzer girişimler söz konusu oldu. Şu anda içinde bulunduğumuz tarihi Sur içi bölgesi dokuz bin yıllık geçmişe sahip bu alan içerisinde surlar, kiliseler, camiler ve daha başka tarihi yapılar bulunmaktadır. Diyarbakır deyince zihinlerimizde en çok canlanan dört ayaklı minareyi ne yazık ki iki gün önce ayağından vurdular.

Arkadaşlarımızın elindeki dövizlerden de anlaşılacağı gibi şunu diyoruz: Tarihi dört ayaklı minare insanlığa sesleniyor: ‘Beni ayağımdan vurdular. Ne savaşlar ne felaketler gördüm ama böyle ihanet görmedim diyor bize’, bu tarihi yapı Anadolu'da tek bir eserdir. Dünyada bunun bir örneği yoktur. Yazıtlara göre İslam’dan önce inşa edilmiş tahminen bir çan kulesi biçiminde tasarlanmış. Ancak İslamiyet’ten ve fetihten sonra Akkoyunlu hükümdarlığı döneminde Sultan Kasım tarafından Şeyh Mutahhar Camii inşa edilmiş ve bugüne kadar Diyarbakır'da yaşanan birçok felaketten sağ olarak kurtulmuştur. Biz Diyarbakır Barosu olarak tarihi değerlerimize tarihi eserlerimize insanlığın bin yıllık emeğine, birikimine bu kadim şehirde sahip çıkalım.

“Buradan bir çağrı yapmak istiyoruz. Biz bu tarihi bölgede, birçok medeniyete beşiklik etmiş ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede insanlığın bu ortak mekanında çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar çatışmalar silahlar operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz. Bu amaçla bugün arkadaşlarımla Diyarbakır Barosu arkadaşlarla Diyarbakırlılarla birlikte buradayız. Bu davranışa tarihe yönelik şiddet eylemini, suikastı saygısızlığı kınıyoruz. Tarihsel mirasına sahip çıkmayanlar güvenli bir gelecek kuramazlar. Bu nedenle tarihimize değerlerimize tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkalım diyoruz.”

UNUTULMASIN DİYE…

Elçi cinayetinin gerçekleştirildiği dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu idi. Diyarbakır Barosu bu isimlerle yaptığı görüşmelerde tek bir cevap alamadıklarını açıklamıştı.

ANMA PROGRAMI

Barışın Elçi’si bu yıl da, Diyarbakır Barosu öncülüğünde düzenlenen etkinliklerle anılacak. Anma, bugün Elçi’nin öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare önünde öldürüldüğü saat olan 10.53’te başlayacak. Anma töreninin ardından saat 14.00’te Elçi’nin Yeniköy Mezarlığı’ndaki mezarı ziyaret edilecek. Saat 18:30’da ise Cegerxwin Kültür Merkezi’nde ‘Tahir Elçi-Kırık Saat’ adlı belgeselin gala gösterimi yapılacak. 29 Kasım Çarşamba günü Diyarbakır Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (DESOB) Konferans Salonu’nda saat 13.30’da “Tahir Elçi ve Faili Meçhul Cinayetler” adlı panel gerçekleştirilecek. Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen moderatörlüğündeki panele avukat Eren Keskin, HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir, Demokrat Yargı Eş Başkanı Orhan Gazi Ertekin ve gazeteci İsmail Saymaz konuşmacı olarak katılacak.

30 Kasım’da ise saat 14.00’ta Seyrantepe TOKİ’de Avukat Tahir Elçi Hatıra Ormanı’na fidan dikilecek. Etkinlikler, 2 Aralık Cumartesi günü İstanbul’da devam edecek. Taksim Meydanı’ndan Galatasaray Lisesi önüne kadar Tahir Elçi’yi anma yürüyüşü gerçekleştirilecek. 2 ve 3 Aralık günlerinde ayrıca Elçi anısına Diyarbakır Barosu Adli Yardım Binası’nda saat 10.00’dan itibaren 2. Çocuklar Arası Satranç Turnuvası düzenlenecek.

İNFOGRAFİK

TAHİR ELÇİ KİMDİR?
Tahir Elçi, 1966 yılında Şırnak’ın Cizre İlçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Cizre’de tamamlayan Elçi, 1991 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. 1992 yılından itibaren Diyarbakır da serbest avukatlık yapan Elçi, Diyarbakır Barosu Başkanlığı görevinin yanı sıra Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu üyesi olarak da çalışmalar yapıyordu. 

Türkan Elçi ile evli olan iki çocuk babası Tahir Elçi, Almanya’da bulunan Avrupa Hukuku Akademisinde (ERA) uluslararası ceza hukuku ve ceza yargılaması eğitimi görmüş, bir çok ulusal ve uluslararası toplantı ve konferansa konuşmacı olarak yer almış, tebliğ sunmuştur. 1998 yılından beri staj eğitimi ve meslek içi eğitimlerde ceza ve insan hakları hukuku alanında seminerler vermiştir. İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) kurucularından olan Avukat Tahir Elçi, 90’lı yıllardaki yargısız infaz, faili meçhul cinayetler, köy yakma davalarında mağdur avukatlığı yaparken, Roboski Katliamı davası, Diyarbakır ve bölgedeki hak ihlalleriyle ilgili de çalışmalarını sürdürüyordu.