Barış: Nazım'ın rüyası, Erdoğan'ın kabusu

Erdoğan’ın Afrin saldırısını överken okuduğu şiirin yazarı Nazım Hikmet, yaşamı boyunca savaşa karşı takındığı tavırla tanınıyor.



10-02-2018 20:12

İleri Haber

Konuşmalarında sık sık komünist şair Nazım Hikmet’in şiirlerine başvuran Erdoğan, bugün AKP’nin İstanbul İl Başkanlığı İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda Afrin saldırısına dair yaptığı konuşmada Nazım Hikmet’in “Güneşi İçenlerin Türküsü” isimli şiirden bir bölüm okudu.

Erdoğan’ın savaş naralarına eklediği şiirin sahibi Nazım Hikmet ise yaşamı boyunca savaşa karşı duruşuyla ünlenmiş bir şairdi. Öyle ki AKP’nin “idolüm” dediği Demokrat Parti’nin (DP) 1950’de, ülkeyi emperyalist  kampa dahil etmek için memleket çocuklarını Kore’ye göndermek istediği bir dönemde, Barışseverler Cemiyeti’nin kuruluşunda Adnan Cemgil Ve Behice Boran gibi sosyalist aydınlarla birlikte yer aldı.

Tıpkı bugün, AKP’nin savaşa karşı çıkan yurttaşlara uyguladığı baskı ortamına benzer bir ortamda barışı savunmak için kurulan cemiyet, baskı ortamının mimarı DP tarafından kapatılırken, üyeleri ise tutuklandı.

'ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN, ŞEKER DE YİYEBİLSİNLER'

Dolayısıyla Erdoğan’ın geleneği, şiirini okuduğu Nazım Hikmet’i doğrudan mahkum ederken, Erdoğan ise Nazım’ın “barış” fikrini mahkum etmekten geri durmadı.

Nazım Hikmet, Erdoğan’ın naralarını dilinden düşürmediği savaş hakkında 1950’li yıllarda şöyle yazmıştı:

Kapıları çalan benim 
kapıları birer birer. 
Gözünüze görünemem 
göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli 
oluyor bir on yıl kadar. 
Yedi yaşında bir kızım, 
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce, 
gözlerim yandı kavruldu. 
Bir avuç kül oluverdim, 
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için 
hiçbir şey istediğim yok. 
Şeker bile yiyemez ki 
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı, 
teyze, amca, bir imza ver. 
Çocuklar öldürülmesin 
şeker de yiyebilsinler.

                                KIZ ÇOCUĞU