Barış akademisyenlerinin tahliye talebi reddedildi

Çatışmalı ortamın ve hak ihlallerinin durması talebiyle ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisine imza atan akademisyenlerin dava süreci bugün başlıyor.



05-12-2017 08:20

Meryem Yıldırım / Çağlayan Adliyesi

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 10 barış akademisyenin duruşmasında TCK 301'den değerlendirme talebi reddedildi. Sanıklara savunma için ek süre verildi ve bir sonraki duruşmaların tarihi 12 Nisan olarak belirlendi. Davaların birleştirilme talebi de mahkeme tarafından reddedildi.

CANLI BLOG

Güncelleme 11.40

Heyet başkanı davaların birleştirme talebinin de reddedildiğini açıkladı.

Üç İstanbul Üniversitesi Barış imzacısının duruşmaları da 12 Nisan tarihine ertelendi.

Avukatlar savunmada, “İddianamede kasıtlı olarak yanlış tercümeyle suç yaratılmaya çalışıyor. Derhal beraat talep ediyoruz ve heyetinizden, basının ve siyasetin baskısı altında kalmadan, savcının deyişiyle ‘karalama kampanyalarına' itibar etmeden karar vermesini talep ediyoruz!” dedi.

Savcı beraat verilmesi talebinin reddine karar verilmesi yönünde görüş bildirdi.

Heyet başkanı, derhal beraat talebinin reddine ve savunma için süre verilmesine karar verdi.

Güncelleme 11.10

Duruşma İstanbul Üniversitesi imzacıları ile devam ediyor.

Güncelleme 11.00

Galatasaray Üniversitesi’nden 6 Barış Akademisyeninin duruşması 12 Nisan'a ertelendi.

Akademisyenlerin avukatları TCK 301 kapsamında yargılama yapılabilmesi ve Adalet Bakanlığınca izin alınabilmesi için müzekkere yazılmasını talep etti.

Dava konusunun aynı bildiriye ilişkin olması nedeniyle, İstanbul Başsavcılığı Bakanlık bürosunun üst yazısında da suç niyetlendirmesinin TCK 301 kapsamında yapıldığı belirtildi.

 301’den değerlendirme yapılması talebi mahkeme heyeti tarafından reddedildi. Avukatlar da TMK 7/2 özelinde savunma hazırlayabilmek için ek süre talep etti.

Güncelleme 10.00

Basın açıklamasının ardından davayı izlemek üzere adliyeye girildi.

İhraç edilen bir diğer barış akademisyeni Yüksel Taşkın ise davayı Fransa'daki Dreyfus olayına benzeterek ciddi bir skandal yaşandığını söyledi:

İhraç edilen barış akademisyeni Uraz Aydın davayı İleri'ye değerlendirdi. Aydın, "Komik bir şekilde ayrı ayrı yargılanıyoruz. Bizi bu şekilde yalnızlaştıracaklarını zannediyorlar, buna ancak gülebiliriz" diye konuştu.

 

Güncelleme 09.30

Barış Akademisyenleri adına bir basın açıklaması okundu. Okunan ortak açıklama şöyle:

"11 Ocak 2016’da barış talebimizi dillendirdiğimiz ve hak ihlallerine karşı çıktığımız “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildirinin yayınlanmasından bu yana birçok hukuk dışı uygulamaya maruz bırakıldık. Baskılar, linçler, gözaltılar ve tutuklamaların yaşandığı bu iki yıllık süreçte 500’e yakın imzacı arkadaşımız işlerinden edildi.
Bu baskıya, zulme ve adaletsizliğe karşı barış sözüzümüzde ısrarcı olduk. Öğrencilerimiz, demokratik kitle örütleri, feministler, LGBTİ örgütleri, ekoloji aktivistleri, Türkiye ve dünyadan sayısız insan hakları ve barış örgütleri ile akademisyenlerin yanı sıra sinemacılar, edebiyatçılar, sağlıkçılar, hukukçular gibi meslek gruplarıyla dayanışmayı ve umudu çoğalttık.
Arkadaşlarımız Esra Mungan, Kıvanç Ersoy, Meral Camcı ve Muzaffer Kaya’nın tutuklu kaldıkları süre içinde “adalet nöbetlerinde” ve 22 Nisan 2016’daki “adalet şöleni”nde yine burada Çağlayan’da hep birlikteydik. Hem idari soruşturmalarla gelen yıldırmalara, disiplin cezalarına, işten çıkarmalara, hem de OHAL dönemiyle hayatımıza bir hukuk garabeti olarak  giren KHK’lere karşı omuz omuza direnişi büyüttük. Dayanışma akademileriyle “akademi susmayacak” dedik. Barış ve hakikat sözümüzde ısrarcı olduk.
Bugün barış talebimizden dolayı “terör propagandası yapmak” suçundan yargılandığımız davaların ilk gününde, aynı iddianame ile hepimize ayrı ayrı davalar açarak bizi yalnızlaştırma çabalarına inat, hep birlikte barış ve adalet sözümüzde ısrar ettiğimizi bir kez daha dillendirmek için buradayız. 7 Aralık’ta ve takip eden tüm dava günlerinde de burada olmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde, hakikati dile getirmekte ısrar ettikleri için tutuklanan, baskı ve şiddete uğrayan, gazeteci, avukat ve hak savunucusu arkadaşlarımızın, haksız yere soruşturmalara uğrayan, tutuklanan öğrencilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Bugün burada, bir kez daha bilim insanlarının hakikati dile getirmelerinin önüne geçemezsiniz diyoruz. Barış istemek suç değildir. “barış talebi yargılanamaz” diyoruz. Bugün ve her gün “söz barışın” diyoruz."

Güncelleme 09.15

Adliye önünde konuşan SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden "Bugun burada bir hukuksuzluğa tanık olacağız. Tarih 5 Aralık'ı baris isteyen akademisyenlerin yargılanmasıyla anacak. Bizi yargılamaya çalışanları hocalarımız, arkadaşlarımız yargılayacak." dedi.

SES Eş Genel Başkanının ardından sözü Eğitim Sen Genel Baskanı Feray Aytekin aldı.Aytekin, " Karanlığınıza tüm kötülüklerinize karşı barışı, umudu, mücedeleyi örgütlemeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

Güncelleme 09.00

'Barış  İçin Akademisyenler'in davasını izlemek üzere Çağlayan Adliyesi önünde toplanma başladı.

Akademisyenlere destek için çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi, emek-meslek örgütleri, siyasi parti temsilcileri, CHP ve HDP’li milletvekilleri, basın örgütleri ve çok sayıda yurttaş adliye önüne geldi.


Bölgede düzenlenen operasyon ve sokağa çıkma yasağı uygulamalarının, çatışmalı ortamın ve hak ihlallerinin durması için ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisine imza atan Barış İçin Akademisyenler bugün İstanbul’da hakim karşısına çıkıyor. 11 Ocak 2016’da 1128 kişinin imzasıyla bir barış bildirisi yayınlayan akademisyenler hakkında ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla dava açılmış, 150’den fazla akademisyenin için hapis cezası talebinde bulunulmuştu. 

DAVA TAKVİMİ

Barış çağrısı yaptıkları için linç edilmeye çalışılan, AKP hükümeti ve yandaşlarınca hedef gösterilen, hakaret ve tehdit edilen akademisyenlerin bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde yargı süreci başlıyor. Bugünden itibaren her hafta Salı ve Perşembe günleri hakim karşısına çıkacak olan akademisyenlerin davaları, 5 Eylül’de kurulan İstanbul 32, 33, 34, 35, 36, 37. Ağır Ceza Mahkemeleri’nde görülecek. Ay boyunca sürecek olan duruşmalar 7, 14, 19, 21, 26 Aralık tarihlerinde görülmeye devam edecek. 
Barışı savundukları için Galatasaray Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi, Aren Üniversitesi, Kemerburgaz Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Işık Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi’nim de aralarında olduğu üniversitelerde görevli akademisyenlere dava açılmıştı. 

AKP’NİN YENİLGİ İNTİKAMI

7 Haziran 2015 genel seçimlerinde hezimete uğrayan AKP iktidarının, baskı ve savaş politikaları kapsamında bölge illerinde yarattığı çatışmalı ortamda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiş, birçok insan hakkı ihlali yaşanmış, Sur, Silvan, Cizre, Yüksekova ve Mardin’de yaşanan insanlık dışı uygulamalar dünya gündemine yansımıştı.
Söz konusu çatışmalı ortamın durması çağrısı yapan Barış İçin Akademisyenler,  ilk başta AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere, hükümet ve yandaşlarının hedefi haline getirildi. Hedef gösterilen akademisyenlerin evleri basılmış, gözaltına alınmış, kamu üniversitelerinde çalışan eğitimcilere soruşturmalar açılmış, özel üniversitelerdeki imzacı eğitimcilerin ise sözleşmesi yenilenmeyerek işten atılmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmalar kapsamında, geçtiğimiz yıl, bildiriyi imzalayan 733 akademisyenin ifadesi alınmış, akademisyenlere, “PKK’nin terör örgütü olup olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti katliam mı yapıyor? Bildiriyi imzalamak için baskı veya tehdit aldınız mı?” şeklinde sorular yöneltilmişti. Söz konusu 733 akademisyen haricinde bildiride imzası olan 395 kişi hakkında da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütüldüğü öğrenilmişti. Mart 2016’da süreç başka bir evreye geçmiş, İstanbul’daki soruşturmalar kapsamında barış imzacısı akademisyenler Esra Mungan, Meral Camcı, Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya tutuklanmış, büyük tepki üzerine eğitimciler 38 gün sonra tahliye edilmişti.

BARIŞIN SESİ KISILMAK İSTENİYOR

AKP’nin savaş politikalarına karşı barışın sesi olan akademisyenlere yönelik siyasi lincin son halkası olan, 150’yi aşkın eğitimcinin yargılandığı dava süreci bugün Çağlayan Adliyesi’nde başlıyor. Dava öncesi adliye önünde Barış İçin Akademisyenler ve Eğitim Sen’in çağrısıyla bir basın açıklaması yapılıyor.

HAFIZA TAZELEMESİ: NELER YAŞANMIŞTI?

Savaş politikalarına son verilmesini isteyen akademisyenlerin barış çağrısı yapmasının ardından şu gelişmeler yaşanmıştı:

- Cumhurbaşkanından hükümete, YÖK’ten ulusal ve yerel medya organlarına kadar imzacı akademisyenlere karşı büyük bir linç ve nefret kampanyası başlatıldı.

- Tehditler, imzacı akademisyenlerin odalarının kapılarına asılan afişlerle, notlarla ya da yerel, ulusal medya aracılığıyla yapılan haberlerle can güvenliğini hedef alan boyutlara ulaştı.

- YÖK, üniversite rektörlerine zaman geçirmeden imzacı akademisyenler hakkında soruşturma başlatmaları talimatını vererek devlet üniversitelerindeki çok sayıda akademisyen hakkında jet hızıyla disiplin soruşturması açılmasını sağladı.

- Tehditler ve baskılar en üst seviyeye ulaşırken; YÖK, barış yanlısı, ilerici akademisyenleri tasfiye ederek üniversiteyi çölleştirmeye çalışırkenbildiriye imza atan akademisyenlerin sayısı hızla 2212 kişiye yükselmiş, sendikalar, sanatçılar, gazeteciler, avukatlar, öğrenciler gibi toplumun farklı kesimlerinden on binlerce destek imzası toplanmıştı.

- Erdoğan’a olan sevgisi ve seçimlerde iktidar partisine oy isteyecek kadar AKP’ye düşkünlüğüyle bilinen organize suç örgütü lideri bildiriye imza atan akademisyenleri kastederek “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” ifadeleriyle tehdit etmiş, bu sözler nedeniyle yargılandığı davada kendisini, “düşünce ve ifade özgürlüğü” hakkını kullandığını söyleyerek savunmuştu!

- 14.01.2016 tarihinde Hakkari’de başlayan ve ertesi gün sabah saatlerinde Kocaeli, Bolu, Bursa, Erzurum ve Zonguldak’ta düğmeye basılan operasyonlarla bir gözaltı furyası başlatılmış, çok sayıda akademisyenin ev ve ofisleri polisler tarafından basılarak gözaltına alınmıştı.

- YÖK, 04.02.2016 tarihinde yaptığı hukuksuz bir düzenleme ile özellikle imzacı olan ve derslerini başarı ile tamamlayan ÖYP’li araştırma görevlilerini, daha öğrenimleri bitmeden kadrolarının bulunduğu üniversitelere dönmeye zorlamış, ‘mahalle baskısı’ altında araştırma görevlilerine eziyet çektirmek isteyen YÖK’ün bu uygulaması yargı kararıyla durdurulmuştu.

- OHAL’in ilanının ardından ise KHK'larla Barış İçin Akademisyenler Bildirisi'ne imza atmış 378 akademisyen ihraç edilmiş, imza listesinde yer alan 468 akademisyen de farklı gerekçe ve yöntemlerle işten çıkarılmıştı.