Barbaros Şansal: Yozlaşmayı, adaletsizliği eleştirdiğim için bunlar başıma geldi

Can güvenliği nedeniyle Belçika'ya yerleşen modacı Barbaros Şansal, "Hapislik cezası olmayan, üst sınırı 3 yılla hazırlanan bir iddianameyle ben yasadışı bir operasyonla başka bir ülkeden alındım, gözaltındayken uluslararası havalimanında devletin üniformalı çalışanlarınca lince maruz kaldım, tutuklandım. Hücre ve tecrite 56 gün L tipine atıldım. Ahlaki yozlaşmayı, cürümü ve adaletsizliği eleştirdiğim için bunlar başıma geldi.” dedi.



21-08-2017 19:58

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" iddiasıyla tutuklandıktan sonra şartlı tahliye edilen modacı Barbaros Şansal, Artı Gerçek'ten Meryem Yıldırım'a açıklamalarda bulundu.

"YOZLAŞMAYI, ADALETSİZLİĞİ ELEŞTİRDİĞİM İÇİN BUNLAR BAŞIMA GELDİ"

Eleştirileri nedeniyle sık sık hedef gösterilen ve Kıbrıs'tan sınırdışı edildikten sonra Atatürk Havalimanı'nda saldırıya uğrayan Şansal, yaşadıklarına ilişkin, "Maddi, manevi, fiziki ağır hasarlar verdiler. Hukukun üstünlüğüne olan inancımla mücadeleme devam ediyorum, üst mahkemeye verdim. 216’dan beraat ettim. Hapislik cezası olmayan, üst sınırı 3 yılla hazırlanan bir iddianameyle ben yasadışı bir operasyonla başka bir ülkeden alındım, gözaltındayken uluslararası havalimanında devletin üniformalı çalışanlarınca lince maruz kaldım, tutuklandım. Hücre ve tecrite 56 gün L tipine atıldım. Ahlaki yozlaşmayı, cürümü ve adaletsizliği eleştirdiğim için bunlar başıma geldi" ifadelerini kullandı. 

"TÜRKİYE’DEN ATAMAZLAR BENİ"

"Bunlar benim ifade özgürlüğüme bir zımpara vurmaz, tam tersine bunlar benim için bir madalyadır, bir ciladır, daha çok ışıldar" diyen Şansal,  "Memleket ya soyunuyor ya örtünüyor, bize ihtiyaç yok. Biz de kendimize yeni bir hayat kurma mücadelesi veriyoruz. Bu Almanya’da, Belçika’da, ABD’de olma meselesi değil. Tabii ki benim vatanım, kimliğim Türkiye Cumhuriyeti’dir. Ben laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti olan, ifade özgürlüğü, vücut bütünlüğünün korunması, temel yaşam hakları üzerine saygılı olan devletimi tüm haklarıyla tüm inançlarıyla, tüm etnik kökenleriyle kucaklayan kavuşturan bir yurttaşım. O davadan vazgeçmem. Yani beni atamazlar oradan, onu söyleyeyim yani." şeklinde konuştu. 

"SANAT TOPLUMLARI UYANDIRMADIĞI ZAMAN BİR İŞE YARAMAZ"

Her daim muhalif bir insan olduğunu belirten Şansal, "1980’de Dev-Sol’dan tutuklandım, 9 yıl sürgün yaşadım. Daha önceden benim siyasi faaliyetlerim hep vardı. Eğer Yıldırım Mayruk defilelerini hatırlarsanız, Cenin Kampı’na giden yiyecek kamyonları durdurulduğunda Filistin bayrağıyla ben podyuma çıktım. O ara Türkiye “Asena don giyecek mi giymeyecek mi” onu konuşuyordu. Ecevit iktidardaydı. 6 Mayıs’ta 3 fidanın asıldığı gün idam urganıyla podyuma çıktım. Siyasal İslam iktidara geldiğinde kırmızı eldiven ve Erbakan işaretiyle ironi yaptım. Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarında kolumda kelepçeyle çıktım. Politize ettim mesleğimi. Çünkü sanat politik bir mesaj içermediği zaman, toplumları uyandırmadığı zaman bir işe yaramaz. Benim sanatım terzilik. Terziliğe bunu nasıl koyabilirdim?" ifadelerini kullandı.