Ayrılığın kedisi ‘Lili’

"Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın" yazarın 1930’lu yıllarda kaleme aldığı romanlardan. Aslında oldukça sıradan bir konusu olan bu roman, Tanizaki’nin insan ilişkilerini ustaca anlatımı ve minik ayrıntıların, fark edilmeyen fedakarlıkların satırlara yansımasıyla büyülü bir hal alıyor.



03-09-2017 10:10
Berna Metin

Romanları Jaguar Kitap tarafından Türkçeye kazandırılan J. Tanizaki adını çokça duymasak da edebiyat dünyasında iz bırakan yazarlardan biridir. 1886 doğumlu Japon yazar ailesinin iflas etmesiyle üniversite eğitimini yarım bıraksa da yazma tutkusundan vazgeçmeyerek Japonya’nın en prestijli edebiyat ödüllerini almış. Yaşamı boyunca kötücül güzellik, erotizm, sadizm ve mazoşizm kavramlarından etkilenen Tanizaki, aslında insanı insan yapan tüm kusur ve erdemleri birlikte anlatmayı denemiş ve oldukça da başarılı olmuş bir yazar. Yazın hayatında Oscar Wilde, Edgar Allen Poe ve Marguis Sade’ın etkisinde kalan Tanizaki hemen hemen yazdığı her romanda güzellik ve grotesk kavramlarını birlikte kullandı ve kahramanlarının tensel hazlarını reddedilme ve aşağılanmayla birlikte sundu.

Japon edebiyatının Henry Miller’ı olarak anılan Tanizaki sadece bir yazar değil aynı zamanda usta bir çevirmendi. Japon klasiklerini modern Japoncaya kazandırdı. 1958’de geçirdiği felç sonrası hayatının sonuna değin bir hastane odasında kalsa da yazmaya devam etti. Tanizaki’nin ölümüyle çoğu eleştirmene göre Japon edebiyatı en önemli modern yazarını kaybetti.

Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın ise yazarın 1930’lu yıllarda kaleme aldığı romanlardan.  Aslında oldukça sıradan bir konusu olan bu roman, Tanizaki’nin insan ilişkilerini ustaca anlatımı ve minik ayrıntıların, fark edilmeyen fedakarlıkların satırlara yansımasıyla büyülü bir hal alıyor.

Fukuko, yeni kocası Şozo ile mutlu olmayı umut ettiği bir hayata başladığı ilk günlerde kocasının eski eşi Şinako’dan bir mektup alır. Eşinin kendini terk etmesiyle harap olan bu genç kadın mektubunda Fukoko’dan sadece tek bir şey ister, Şozo’nun deliler gibi sevdiği kedisi Lili..

Her kedi gibi Lili de kendince bir bilgedir. Dâhil olduğu hayatlara usulca sızar, önce kendini sevdirir sonra hayatı. Hayatın insana sunduklarını Lili’yle kabullenmek çok daha kolaydır. Kedi besleyen herkes bunu bilir. Sizi büyüten kim olursa olsun size yaşamayı öğreten evinizi paylaştığınız o bilge kedidir. Şozo’ya da hayatı Lili öğretmiştir. İkinci evliliğinin devamının ondan vazgeçmesine borçlu olduğu Lili…

Biten ilişkiler taraflardan birine uçsuz bucaksız bir özgürlük umuduyla mutluluk vadederken diğerini hüsrana boğar. Bu öyküde dayısının “zengin” kızıyla kaşla göz arasında evlendirilen Şozo elbette mutludur. Artık parası vardır ama özgür değildir. Karısının bir dediğini iki etmemek en mühim görevidir. Tembel yaşamını para kazanma telaşı olmadan sürdürmek çok zekice gelse de Lili’den vazgeçmek büyük bir karardır. Kısa bir dönem çalıştığı restorandan ayrılırken bebek haliyle sahiplendiği Lili, Şozo’yu asla yalnız bırakmamış, insan türünde rastlaması güç bir vefayla ona bağlanmıştır. Şimdiyse, annesi ve yeni karısının baskıcı ısrarlarıyla Lili’den vazgeçmek zorunda kalmıştır.

Biten ilişkinin mutsuz tarafı ise, kendisinden aniden vazgeçilen Şinako’dur, boşandıktan sonra kardeşinin evine yerleşmiş, dikiş dikerek geçimini sağlamak zorunda kalmıştır. Evliliği boyunca yaptığı tüm fedakârlıklar görmezden gelinmiş ve en sonunda kapının önünde bulmuştur kendini. Bu yıkıcı evlilikten geriye tek bir hatıra ister, Şozo’nun çok sevdiği kedisi Lili artık onun evinin neşesi olmalıdır. Üstelik bu istek Şinako’yu maddi anlamda oldukça zora sokacak olsa bile.

Çok sevdiğim bir yazar olan Romain Gary şöyle diyor, “Mutluluk yokluğuyla tanınan bir merettir.” Bu çoklu ayrılık hikâyesi de tam bundan bahsetmekte. Lili’yi terk eden Şozo, mutluluğunu kendi rızasıyla Şinako’ya vermiştir ve böylesi bir durumda iç hesaplaşma şarttır. Büyük bir kavga sonrası evden kaçtığında gidebildiği tek yer Lili’yi görme umudu olan o dev çalılıktır. Eski karısı, arkadaşları ya da herhangi biri değil, bir kedi.

Küçük odasını bir kediyle paylaşan Şinako ise eski benliğiyle yüzleşir. Uzun yıllar birlikte yaşadığı Lili’ye nasıl kötü davranabildiğini, ondan neden nefret ettiğini ve şimdilerde Lili’yle ısınan soğuk yatağının o yumuşacık mutluluğunu gördükçe eski kendinden pişmanlık duyar.

Tarafların çıkar çatışmalarının, biten bir ilişkinin sebepsiz öznesi olan Lili ise her nerede yaşarsa yaşasın kediliğini yapar. İçten, sevgi dolu, sıcak ve bilgedir. Umutsuz bir insana hayatı sevdirecek kadar bilge.

Ve son söz, “kedicilik” denen bir aşk türü var. Onun her insanı değiştireceğine olan sonsuz ve bahtsız inancımla selamlıyorum sizi.


KÜNYE: Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın, J. Tanizaki, Çeviri: Sinan Ceylan, Jaguar Kitap, Ağustos 2017, 100 sayfa.