‘Aydın Doğan, ‘Benim kellemi istiyorlar, ben sizinkini verdim’ dedi’

Doğan Medya’nın el değiştirerek Demirören Grubu’na satılmasını geçmişte CNN Türk’te çalışan gazeteci Ayşenur Arslan ve halen Doğan Medya Grubu’nda çalışan bir gazeteci ile konuştuk.



23-03-2018 06:58

Tuğba Özer / @tugbaaozerr ‏

Doğan Medya Grubu, Kamuoyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) Demirören Grubu ile satış ve devir konusunda görüşmelere başladığını bildirdi.

Türkiye’nin en büyük, sahiplik yapısı itibariyle de en eski medya grubu olan Doğan Grubu’nun satışı büyük yankı uyandırdı. Söz konusu satışı geçmişte CNN Türk’teki işine muhalif kimliği nedeniyle son verilen gazeteci Ayşenur Arslan ve halen Doğan Medya Grubu’nda çalışan bir gazeteci ile konuştuk. Doğan Medya Grubu’nda çalışan gazeteci isminin yazılmasını tercih etmediği için haberde adına yer vermedik.

ARSLAN: ARTIK TAM OLARAK İKTİDAR TEKELİ SÖZ KONUSU

Kendisinin işine son verilme sürecinden itibaren gelinen noktayı değerlendiren Arslan, “Benim uzaklaştırılmama ya da kovulmam kişisel bir mesele değildi. Türkiye’nin bu günlere geldiği zorlu yolculuktu sadece bir işaretti. Benden sonra pek çok işaret daha verildi. Anlayanlar anladı. Anlamak istemeyenler de zannediyorum bugün nasıl bir Türkiye hazırlandığını gördüler” şeklinde konuştu.

Bu satışla birlikte artık tiraj bakımından yüzde 90 mertebesinde iktidar yanlısı bir medyadan söz edebileceğimizi söyleyen Arslan, “Bu çok ciddi bir durum. Kalan yüzde 10’da aslında muhalif olmakla birlikte, örneğin bugünkü Afrin harekatına destek veren de var bunların içerisinde. Artık tam olarak bir iktidar tekeli söz konusu” dedi.

Cumhuriyet gazetesinin Doğan Grubu matbaasında basılması, Tele 1 TV’nin de D-Smart üzerinden yayın yapması gibi örnekler olduğunu hatırlatan Arslan, “Şimdi ne olacak? Yani kalan yüzde 10’luk kesimin de izleyiciye ulaşması açısından problemler meydana gelebilir. Bunları yakın zamanda göreceğiz ama göreceklerimizin hiç iç açıcı olmayacağı şimdiden belli” diye konuştu.

‘DEMİRÖREN PERDE ÖNÜNDEKİ AKTÖR’

“İktidar seçim öncesinde tek ses olabilmesi için elinden geleni yaptı, medya da buna hizmet etti” diyen Arslan şöyle devam etti: “Aydın Doğan, kabaca söylersek dedi ki; ‘Benim kellemi istiyorlar, arkadaşlar kusura bakmayın kellemi veremeyeceğim ben sizin kellenizi verdim’ dedi. Yani kendisini kurtarabilmek için sırtındaki yükü iktidar alanına devirdi.

Ben Demirören grubunun perde önündeki aktör olduğunu düşünüyorum. Arkasında kimlerin olduğunu kısa zamanda öğreniriz.”

‘CNN TÜRK KAPATILABİLİR’

Görünüşte seyirciye ikisi de hala ayrı markalarmış gibi bir izlenim verecekler. Türk Müsikisi icra eden korolar vardır. 50 kişi vardır ama hepsi aynı notadan söyler. Çok sesli değildir. Tek bir kişinin söylemesindense 30 kişinin birlikte aynı notadan söylemesi sesi çoğaltır daha bir görkemli hale getirir. Şimdi öyle olacak; ATV, Kanal D devam edecek. Ama aynı ses perdesiden aynı notadan söyleyecekler. Dolayısıyla mesajlar daha vurgulu olacak.

Ben kapanacaklarını zannetmiyorum ama CNN Türk bütün haber kanalları gibi sübvanse edilen bir kanal o yüzden kapatılması söz konusu olabilir.

Türkiye çok yeni bir döneme doğru hızla ilerliyor. Bildiğimiz her şeyin sonuna geldiğimiz bir dönem bu. Şuurlu günler diliyorum herkese.

DOĞAN MEDYA ÇALIŞANI: KORKU TOPLUMU İNŞASINDA ÖNEMLİ BİR ADIM ATILDI

Doğan Medya Grubu'ndan bir gazeteci ise haberi herkes gibi sosyal medyadan öğrendiklerini söyleyerek, “Türkiye'nin basın tarihinde farklı bir süreçten geçtiğimizi kabul edelim. Korku toplumu inşasında önemli bir adım daha atıldı” ifadelerini kullandı.

Gazeteci satışa ilişkin düşüncelerini şöyle ifade etti:

“Aramızda bu olaya sevinen hiç kimse yok, gerçekten üzüntülüyüz. Bu kuruluşta çalışmıyor olsaydık da bu duygumuz değişmezdi. Gelişmeleri içeriden izlemek, emin olun çok daha zor. Türkiye'de yaşayan herkes için beklenmedik bir olay. Bu sadece Doğan Medya çalışanlarını değil, tüm gazetecileri ve dolayısıyla halkı ilgilendiriyor. Olayı ‘zaten beklenen bir şeydi’ diyerek küçümsemek, doğru bir yaklaşım değil. Türkiye'nin basın tarihinde farklı bir süreçten geçtiğimizi kabul edelim. Korku toplumu inşasında önemli bir adım daha atıldı. Kim ne derse desin, Doğan Grubu çalışanları, bağımsız gazeteciliği yaşatmaya çalışan muhaliflerin ağırlıkta olduğu bir yer. Bu olay, en azından bu nedenle kanıksanmamalı. İçeride bir matem havası yok. Biz her şeye rağmen yarından umutluyuz. Bu ülkenin aydınlık geleceğine inanan halk umudunu yitirmediyse, biz neden umutsuz olalım? Çalışmaya devam edeceğiz. İşimizi yapmaya, gücümüz yettiğince gerçekleri yazmayı sürdüreceğiz. En kötü ihtimal herhalde işsiz kalmak, bu da bizi asla korkutmuyor.”

‘MUHABİRLER BİRİLERİ NE DER DİYE DÜŞÜNMEDEN YAZABİLİYORDU’

“Bazı kesimler hükümete yeteri kadar muhalefet yapmadığı için yayın çizgisini kıyasıya eleştirebilir, doğru olabilir” diyen gazeteci şöyle devam etti:

“Ama gözden kaçırılan bir gerçek var: Burası bir siyasi parti değil. İçinde çok değerli, muhalif ve donanımlı isimleri barındıran bir medya kuruluşu. Bunu karşılaştırma yapmak için söylemiyorum. Burası her geçen gün sesi daha fazla kısılan muhalif basının giremediği yerlere giren, kurumlardan alamadığı bilgileri alan, halkın güvendiği gazetecileri barındıran bir yer. En nihayetinde 'tek güvenilir kaynak' değil, olamaz da zaten. Ama gerçek bilgiye ulaşmaksa amaç, bu aşamalara önemsiz diyebilir miyiz? Doğan Medya'nın günlük gazetelerde okuduğunuz, sosyal medyadan gördüğünüz Anadolu'nun en kuytu köşesinde yaşanan pek çok olayın; örneğin kadına şiddet, çocuklara karşı işlenen suçlar, imar yolsuzlukları, tarihi yapıların korunması gibi pek çok haberin duyulmasında büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.

Yöneticilerin muhabirlere açtığı bağımsız bir alan var. Sermaye etkisinde olmasına rağmen yöneticisinin ve muhabirinin sansüre ve otosansüre en az uğradığı yerlerden biri olduğunu düşünüyorum. Muhabir arkadaşlar burada pek çok konuyu çok daha rahat yazıyor, çoğu vakada ‘birileri ne der’ diye düşünmeden yazdıklarıyla ülke gündemini belirleyebiliyor. Saygılı, seviyeli, işini yapan insanların olduğu bir yer burası. Maaşınızı düzenli alabildiğiniz birkaç medya kuruluşundan birisi. Gazetecilerin aylarca maaşsız bırakıldığı ortamda, bu çok mu önemsiz bir ayrıntı? Öyle olduğunu düşünenler yanılıyor.”