Av. Özgür Urfa yazdı: Avukatlar tutuklanırken ne yapacağız?

Adalet İçin Hukukçular Üyesi Avukat Özgür Urfa, son dönemde aralarında ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da bulunduğu avukat tutuklamalarına ilişkin çağrı içeren bir yazı kaleme aldı. Avukat Urfa, acil olarak harekete geçilmesi gerektiğini söylediği 3 mücadele başlığı belirledi.



16-11-2017 09:11

Avukat Özgür Urfa

Geçtiğimiz günlerde ÇHD Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklanmasıyla birlikte, son birkaç ayda 20 civarında ileri, devrimci, demokrat kimliğiyle tanınan avukat dostumuz tutuklanarak çeşitli cezaevlerine kapatıldı. 2011’de KCK soruşturmaları kapsamında Kürt avukatlara, 2013’de ise ÇHD yöneticisi avukatlara yönelik operasyonlarda çok sayıda avukat gözaltına alınarak tutuklanmış, uzun süren tutuklu yargılamaların ardından tahliye olmuşlardı. 2016 yılında Cumhuriyet gazetesi avukatlarına, 2017 yılının ikinci yarısı itibariyle Halkın Hukuk Bürosu ve Ezilenlerin Hukuk Bürosu üyesi muhalif avukatlara yönelik yeni bir soruşturma ve tutuklama süreci daha başlamış oldu.

Siyasi iktidarın politik ihtiyaçları ve siyasal hedefleri doğrultusunda, her yeni süreçte avukatlara yönelik toplu soruşturma ve tutuklama kararlarının hayata geçirilmesi bir devlet geleneği haline geldi. Savunma mesleğine yönelen bu müdahaleler sadece avukatlara yönelik bir baskılama aracı olarak görülmemelidir. Bu operasyonların asıl amacı yurttaşların adalet mücadelesinde yalnızlaştırılması, toplumun savunmasız bırakılmak istenmesi ve kitlelere gözdağı verilmesi olarak özetlenebilir.

Yaklaşık 16 aydır süregelen OHAL süreci ve KHK’lar, darbe ile mücadele gerekçe gösterilip muhaliflerin baskılanmasına zemin hazırlayarak ciddi tasfiye süreçlerine dönüştü. Haksız şekilde işinden ve ekmeğinden oldukları için mücadele eden yurttaşlara destek olmak ve adalet talebini dillendirmek terör suçu, bu mücadelenin yürütücüleri avukatlar ise terörist ilan edilerek tutuklandılar.

Rejimin siyasal amaçları ve yargı mekanizmasının bu amaçlar doğrultusunda araçsallaşması herkesin malumu olan bir konu. Bizlerin bir an önce tartışmanın ötesine geçerek hayata geçirmesi gereken ise, verili koşullar altında verilecek mücadele hattının, araçlarının ve öznesinin somut olarak ortaya koyulmasıdır. Aylar sürecek program tartışmaları, yöntemler ve ilkeler belirlemek yerine siyasal/kişisel her türlü beklenti bir kenara bırakılarak hızlıca somut bir mücadele programının ortaya koyulması, bunun araçlarının üretilmesi ve öznesinin yaratılmasıdır.

Başta Barolar Birliği olmak üzere, birkaç istisna haricinde baroların gerek OHAL öncesi ama özellikle OHAL sürecindeki etkisizlikleri, sessizlikleri ve isteksizlikleri tahammül edilemez bir noktadadır. Adalet mücadelesinin önemli taşıyıcıları olan hukukçuların bu gidişe dur demesinin vakti çoktan geçmiş olup, artık sessiz çığlıkların yerini güçlü ve etkili haykırışlara bırakması gerekmektedir.

Hali hazırdaki hukuk örgütlenmelerinin mevcudiyetlerini ortadan kaldırmaksızın, güçlü ve kitlesel bir mücadele odağının yaratılması ihtiyacı hiç olmadığı kadar kendisini hissettirmektedir. Dayanışmanın merkezinde durduğu, somut mücadele başlıklarının,  kazanımlarla ilerlemesini hedef alan bir örgütlenme ve araçları hızla ortaya konulmalıdır. Farklı siyasal eğilimlerin bir arada asgari bir mücadele hattında yan yana yürümesinin yolu bu çerçevede ortaklaşılmasıyla sağlanabilir.

Önümüzdeki günlerde, sadeleşmiş somut mücadele başlıkları ve talepleri etrafında bir tartışma başlatmak amacıyla üç gündemle başlayabiliriz: Mücadele hattının başa yazılması gerektiği ve politik hedefi tartışmasız “OHAL’in kaldırılması” olmalıdır. İkinci olarak kısa vadeli somut kazanım hedefi “tutuklu avukatlara özgürlük” talebi olan ve son olarak kendisine söylenecek başkaca söz kalmayan Barolar Birliği Başkanı “Metin Feyzioğlu’nun istifası” için verilecek bir mücadele çerçevesini, yürütülecek tartışmalara katkısı olması amacıyla kaleme almak istedim.

Adalet mücadelesi sebebiyle tutuklu olan tüm meslektaşları dayanışma duygularımla bir kez daha selamlıyorum.