Anti-faşist mücadeleyi anlatan 5 unutulmaz film

Berkay Akbudak, anti-faşist mücadeleyi anlatan 5 filmi İleri Haber okurları için derledi.



20-04-2018 10:16
Berkay Akbudak

1. ROSSELİNİ'NİN SAVAŞ ÜÇLEMESİ

Roma, Citta Aperta (1945) - İtalya

Paisa (1946) – İtalya

Germania Anno Zero (1948) - İtalya

Roberto Rossellini’nin çektiği, memleketi İtalya’nın 2. Dünya Savaşı boyunca ve hemen sonrasında yaşadığı acıları sonsuza kadar belgelediği Savaş Üçlemesi olarak anılan bu filmler aynı zamanda İtalyan Yeni Gerçekçilik akımının da ilk kıvılcımlarıdır.

Nazi işgali altındaki Roma’da faşizme karşı bir direniş liderlerinin çıkış yolu arayışını ve zamanında destekledikleri faşizmin dönüp dolaşıp nasıl kendilerini vurduğunu gören İtalyan halkını öyküleyen, Fellini’yle birlikte Rossellini’ye en iyi senaryo Oscar adaylığı getirip Cannes’da büyük ödülü kazandıran Roma Citta Aperta, savaş sırasında İtalyan halkının yaşadıklarından parçalarla dağınık kesitler sunan ve yine Fellini’yle birlikte Rossellini’ye en iyi senaryo Oscar adaylığı getiren Paisa, savaşın henüz sonlandığı bir zamanda Almanya’da yaşayabilmenin ne kadar zor olduğunu tecrübe eden bir Alman çocuğun hayatını anlatan Germania Anno Zero filmiyle bir üçlemeyi oluşturuan bu sanat eserleri 2. Dünya Savaşı, Avrupa yakın siyaseti, Avrupa’da savaş sırasında ve hemen sonrasındaki ekonomik, sosyokültürel vaziyeti merak eden, faşizme karşı direnen onurlu insanların yaptıklarını, faşizmin verdiği zararı yaklaşık olarak görmeyi, savaşın bir ülkeyi ne hale soktuğunu gözlemeyi isteyen ve sinema sanatına hayranlık duyan bütün insanlar bu 3 filmin seyircisi olmalıdır. 

2. La Battaglia di Algeri (1966) – İtalya

En iyi yönetmen, en iyi senaryo ve yabancı dilde en iyi film dallarında Oscar adayı olan film, özgürlük, eşitlik, kardeşlik kavramlarının mucidiymişçesine bu büyük manalardan bayrak yapan Fransız’ın işkence, sömürü, katliam ile kuşattığı ülkelerini (Cezayir) bağımsız kılmak için mücadele veren haklı halk direnişini belgesel gerçekliğinde anlatır.

Venedik Film Festivali’nden Altın Aslan dahil 3 ödül alan bu film tabii ki Fransa’da yasaklanmış, ABD ve İngiltere’de ise şiddet içeren sahnelerin tamamı sansürlenerek gösterilmiştir. İşkenceyi yapanlara, bu suçu gözlerine soka soka izletmek görevimiz olmalıdır. Filmlerle, kitaplarla, sözle, kaldırımlarda, sokaklarda her yerde.

Andreas Baader’in en sevdiğim film dediği eserde faşist Fransız Albayı dışında tüm karakterler Cezayir halkı tarafından canlandırılmış, daha doğrusu yaşanmıştır. Film o kadar gerçekçi ve anda çekilmiştir ki yapımcılar bazı gösterimler öncesi arşiv görüntü kullanılmamıştır açıklaması yapmak zorunda kalmıştır.

3. Tahtacı Fatma (1979) - Türkiye

Hocaların hocası diye anılan, filmi öğrencileriyle birlikte çalışarak oluşturan ve her zaman eğitimi üretim içerisinde uygulayan dev bir sinema emekçisi, büyük sanatçı ve hakkı ödenmez eğitmen Suha Arın’ın yönettiği bu 28 dakikalık belgesel filmin yapım şirketinin sitesindeki (www.mtvfilm.com) tanıtım bültenini buraya koyarak sınıf mücadelesi ve iktidar sömürüsü üzerine memlekette yapılmış en iyi film olan bu eşsiz eseri sunuyorum:

“1979 Uluslararası Çocuk Yılı vesilesiyle gerçekleştirilen Tahtacı Fatma belgeseli, 12 yaşındaki bir "tahtacı" kızının Toroslar’da yaklaşık 2000 metre yükseklikteki ormanlarda çok zor koşullar altındaki yaşamını, özlemlerini ve bilinç altındaki bir büyük "korku"yu yansıtıyor.

“Yurdumuzdaki çocuk işçilerin az bilinen ama yaygın dramını Tahtacı Fatma ile simgelemeyi amaçlayan belgesel, aynı zamanda Orman Bakanlığı hesabına ağaç kesimi ve tomruk nakli işinde çalışan, sosyal güvenceden yoksun, unutulmuş bir emekçi grubunun sorunlarını irdeliyor.

Tahtacı Fatma, Uluslararası 3. Balkan Film Festivali Birincilik Ödülü (1979), Uluslararası Şam Film Festivali Gümüş Kılıç Ödülü (1979), Antalya Film Festivali Altın Portakal Ödülü (1979) ve T.C. Kültür Bakanlığı Kısa Film Yarışması Birincilik Ödülünü (1979) kazandı.”

(Filmin resmi YouTube linki: https://www.youtube.com/watch?v=D62eCwcSIIU)

4. Hunger (2008) – İrlanda, İngiltere

Cannes Film Festivali’nde iki büyük ödül alan, Afro bir İngiliz olan yönetmenin bu ilk uzun metraj filminde, İrlanda Cumhuriyeti’nin ileri gelen direniş lideri Bobby Sands’ın mahkumiyeti sırasında giriştiği, dünya direniş tarihine geçen ölüm orucunun ve bunun sonucu direnişinin 66. gününde hayatını kaybettiği saygıdeğer hikayesi anlatılır.

İngiltere’nin sömürgeci, işgalci politikalarına karşı yürüttüğü savaş sonucu hapse atılması, hücrelere tıkılması, hapiste tek tip kıyafet dayatması gibi insanlık suçu uygulamalara inat, yoldaşlarıyla beraber savaşmayı sürdürmüş, hayatı pahasına, benzer faşist uygulamalara karşı tüm dünyaya yayılan, yayılması gereken bir mesaj vermiştir.

5. Capitaes de Abril (2000) – Portekiz

Peki bu yönetmenlik işinde hiç mi kadın yok sorusuna yükses sesle “var” cevabını veren Maria de Medeiros’un filmi, 1974 yılında Portekiz’de Salazar’ın kurduğu faşist rejimin 48 yıllık hükmünü sonlandıran darbeyi ve devrim denen bu darbenin mimarı olan Salgueiro Maia adlı subayın kahramanlığını anlatır.

24 Nisan günü, sömürge devletlerin bağımsızlık isyanlarını bastırmak için kurulmuş, çoğunluğu işçilerden kurulu ordunun, halkın da büyük desteğini almasıyla gerçekleştirdiği darbe sonucu faşist hükümet indirilir, bir hafta sonra kutlanan 1 Mayıs ile silahsız halk hükümetten askerleri temizler ve haklarında hiçbir iddia olmadan yıllarca hapis yatan siyasi mahkumların serbest bırakılması ve sürgünden gelen sosyalist liderlerin önderliğiyle sivil bir düzen kurulur. Sağ güçlerin sermaye sahipleriyle kalkıştığı 3 karşı darbe de işçilerin barikatlarına gömülüp başarısız olur fakat ne üzücüdür ki bu faşist ekibin 4. darbe girişimi amacına ulaşır. Eski karanlık günleri kadar olmasa da sağ liberal baskın bir hale gelen yeni yönetim, geçen 1,5 sene boyunca işletilen sosyalist devlet yapısının sürmesini engellemiştir.

Capitaes de Abril, Avrupa yakın siyasi tarihi ve faşizm-anti faşizm üzerine ilgi çeken tertemiz bir filmdir.