Antalya'da öldürülen çevreci çift için İstanbul'da eylem

Antalya'da çevre mücadelesiyle tanınan Büyüknohutçu çiftinin katledilmesi İstanbul'da protesto edildi.



14-05-2017 15:14

Antalya'da evlerinde öldürülmüş halde bulunan Ali Ulvi-Aysin Büyüknohutçu çifti için İstanbul’daki kent ve ekoloji örgütleri bir basın açıklaması gerçekleştirdi. 

Açıklamada, "Doğaya, canlarımıza kıyan bu çürümüş düzene karşı buradayız. Tüm baskı ve yıldırmalara karşı  bir aradayız, bir arada yaşam için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Onun düşmanlarına karşı ümidi, akarsuyu, meyve çağında ağacı savunmaya devam edeceğiz. Bu inadımız, bu dirayetimiz de etrafımıza karanlıklar örmeye çalışanlara dert olsun, vazgeçmeyeceğiz!" denildi. 

Galatasaray Meydanı'nda yapılan basın açıklamasınının tam metni şu şekilde:

"Antalya’da taşocaklarına karşı mücadele eden doğa ve yaşam savunucusu dostlarımız Ali Ulvi Büyüknohutçu ve sevgili eşi Aysin Büyüknohutçu’nun acımasızca katledilmesine karşı bugün burada toplanmış bulunuyoruz.

Bizler kendilerini yalnızca doğayı seven koca yürekli güzel insanlar olarak değil aynı zamanda ödünsüz yaşam savunucuları ve çevre mücadelesinin kahramanları olarak tanıyoruz ve öyle anacağız. Unutulmamalı ki bu cesur insanlar doğal hayatı, tarımı ve yaşam alanlarını tam anlamıyla yıkıma uğratan taş ocaklarına karşı verdikleri mücadelede çok önemli hukuki zaferlere ulaştılar. Emsal niteliği taşıyan zaferleriyle bölgedeki taş ocaklarının kapatılmasına karşı yeni hukuki mücadelelere hazırlandıkları esnada yaşanan bu korkunç olayın arkasında kendilerinin hedef haline getirilerek öldürülmüş olabileceğine inanıyoruz. Dostlarımız, uzun zamandır devam eden mücadelelerinde pek çok tehdit ile karşı karşıya kaldılar. Süreç içinde mücadele ettikleri şirketlerden biri, ‘ticari faaliyetlerini engellediği’ gerekçesiyle kendilerine 100 bin liralık tazminat davası açtı, dostlarımız davayı kazanarak tazminat ödemekten kurtuldu ancak sorunlar bitmedi. Yaşadıkları evin etrafındaki orman daha birkaç gün önce yandı. Bu mevsimde, kasıtlı olmanın dışında orman yangını yaşanmadığından dolayı şaibeler ortadan kalkmadı.

Türkiye’nin hemen her yerinde ekoloji mücadelesi veren doğa ve yaşam savunucuları yıllardan beri şirketlerin ve hükümetlerin hedefindedir. Kentlerde ve kırda yaşam alanlarını koruyanlar bazen terörist bazen marjinal tipler olarak ilan edilmekte, kimi zaman da çeşitli taciz ve tehditlerle karşı karşıya kalmaktadır. 2005 yılında Karadeniz sahil yoluna karşı mücadele eden Avukat Cihan Eren’in öldürülmesini unutmadık. Erzurum’da HES eylemlerine katıldığı için mahkemece konuşma yasağı verilen Leyla’yı hepimiz hatırlıyoruz. Alakır’da HES’lere karşı mücadele eden dostlarımıza uygulanan tacizleri, Fatsa’da yakılan direniş çadırını, Yırca’da zeytin ağaçlarını savunurken dövülen köylü kadınları, Kuzey Ormanları’nı korumak için mücadele ederken vatan haini ilan edilenleri, Gezi Parkı’nı savunanlara atılan sayısız gaz bombasını, direniş zamanında katledilen arkadaşlarımızı unutmadık. Doğayı ve yaşamı savunduğumuz için karşı karşıya kaldığımız gözaltı ve tutuklamaları hep beraber yaşadık, yaşıyoruz. Biliyoruz ki birilerinin huzuru kaçıyor, kolay kârlarından oluyorlar, ama  ne mutlu bize ki bu çürümüş düzene karşı yaşamın yanında saf tutuyoruz.

İktidarların tercihinin halklardan, yaşamdan, bilimden değil siyasi ve ekonomik çıkar gruplarından yana olduğunu biliyoruz. Doğanın karşı karşıya bırakıldığı yağma ve talan ortamında yatağından ayrılan her damla, toprağından sökülen her ağaç, yok edilen her kültür
günü geldiğinde mutlaka hesabını soracaktır. Dönüşü olmayan kırılmalar yaşanmaya başladığında bu işlerden rant sağlayanlara, köşelerinde rahat edenlere bizler cevabımızı en ağır şekilde veriyor olacağız.

Onlar artık korkuyorlar, bu yüzden saldırıyorlar. Rahat hareket edemiyorlar, bu yüzden önlerindeki engelleri kaldırmaya çalışıyorlar. Ama bilmiyorlar ki; doğayı ve yaşamı savunmayı zorbalıkla dindirmenin mümkün olmadığını. Bilmiyorlar ki “dağlarda, vadilerde, sokaklarda tek tek mücadele ateşleri yanıyor”, meşalemiz elden ele çoğalıyor.

Antalya’daki dostlarımızın onurlu ve yürekli mücadelesi sonrası acımasızca katledilmesine karşı rant odaklarına, baskılara karşı omuz omuza durduğumuzu haykırıyoruz.

Bizler Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun sevenleri, doğa ve yaşam savunucusu dostları olarak bu cinayetin derinlemesine soruşturulmasını, cinayetin gerçek nedeninin aydınlatılmasını varsa eğer azmettiricilerinin ortaya çıkarılmasını istiyoruz.

Söz konusu cinayetin basit bir gasp olayı olarak geçiştirilmeye çalışıldığının farkındayız, buna izin vermeyeceğiz! Ali ve Aysin’in öldürülmesine varan süreçteki tüm olaylar, bunun gelişigüzel bir suç olmadığına işaret etmektedir.  Gün gibi ortadaki şaibe aydınlatılana kadar, tüm suçlular cezalarını bulana kadar bu davanın peşini bırakmayacağız!

Son olarak, dostlarımızın Finike’nin eşsiz sedir ormanlarını savunmak için verdikleri mücadelenin hepimizin mücadelesi olduğunun altını çiziyoruz. Yaşam savunucuları olarak, Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’nun açtığı yolda bölgedeki mermer ve taş ocaklarına karşı davalarının takipçisi olacağız, bir arada mücadeleye devam edeceğiz. Ne Finike’yi talan projelerine bırakacağız ne kadim Anadolu’yu.

Doğaya, canlarımıza kıyan bu çürümüş düzene karşı buradayız. Tüm baskı ve yıldırmalara karşı  bir aradayız, bir arada yaşam için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Onun düşmanlarına karşı ümidi, akarsuyu, meyve çağında ağacı savunmaya devam edeceğiz. Bu inadımız, bu dirayetimiz de etrafımıza karanlıklar örmeye çalışanlara dert olsun, vazgeçmeyeceğiz!"