'Anneliğimi yandaş olup olmadığım mı belirleyecek?'

Güzin Bilgi, eski eşi yandaş yazar Fatih Tezcan'ın kendisine yönelik tehditlerine ve kendisini "devlet düşmanı" olarak Aile Bakanlığına şikayet etmesine ilişkin, "Siyasi görüşüne göre bir kadının annelik yapıp yapamayacağını değerlendirecek bir kriter oluşturuldu da ben mi bilmiyorum?" diye yanıt verdi.



07-11-2017 11:45

Çocuklarına şiddeti aşıladığı görüntüler ile gündeme gelen yandaş yazar Fatih Tezcan, çocuklarını görmesine izin vermediği gerekçesiyle eski eşi Güzin Bilgi'yi öldürmekle tehdit etmişti. Tezcan'ın sosyal medya hesabından birçok defa hedef aldığı Bilgi, ilk kez yaşadıklarını ve düşüncelerini paylaştı. 

Tezcan'ın kendisini "ateist" ve "devlet düşmanı" diyerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'ya "şikayet" etmesine ilişkin konuşan Bilgi, "Siyasi görüşüne göre bir kadının annelik yapıp yapamayacağını değerlendirecek bir kriter oluşturuldu da ben mi bilmiyorum?" dedi.

Bilgi açıklamasında, "Bir düşünün, böyle kriterlerin velayet gibi davalarda geçerli olduğunu. Yok anne ateist diye, ya da baba Alevi diye, ya da sosyalist diye vs... Çocukların bir ebeveynden koparılıp rejim yanlısı ebeveyne verildiğini. Hayal etmek bile ürkütücü." ifadelerini kullandı. 

Ekmek ve Gül'den Sevda Karaca'nın Güzin Bilgi ile röprotajından bir bölüm şu şekilde:

Biz sizin yaşadığınız bu süreci Fatih Tezcan’ın sosyal medya hesabından hakkınızda paylaşımlar yapmasıyla öğrendik. Çocukları ondan kaçırdığınız, babalarıyla kurduğu ilişkiyi kasıtlı olarak engellediğinize yönelik iddialar bunlar. Ne dersiniz bu iddialara?

Her şeye rağmen çocuklarımın babalarıyla sağlıklı bir ilişki kurmaları için elimden gelen her şeyi yaptım diyerek cevap vermek istiyorum buna.

Sizin herhangi bir psikolojik rahatsızlığınız, ortaya koyduğu iddialara dayanak olabilecek herhangi bir raporunuz vs var mı? 

Hayır; tam tersine çocukların velayetini benden almak istediği süreçte Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden bana verilen “herhangi bir psikopatolojik rahatsızlığa rastlanmamıştır” raporu dava dosyasında halen mevcuttur.

Sizin “dinsiz ve devlet düşmanı” olduğunuz iddiasıyla çocukların sizde kalmasının uygun olmadığını da ifade ediyor sosyal medya iletilerinde... 

Ben devlet düşmanı değilim, din düşmanı da değilim, ateist de değilim. Ben sadece Fatih Tezcan gibi düşünmüyor, onun gibi yaşamıyorum. Bunun da suç olduğunu sanmıyorum. Evet ben iktidarın politikalarını kişisel olarak, vatandaş olarak beğenmiyorum. Bu benim vatandaş olarak hakkım. Hiçbir partiye üye değilim, ama benim de gündeme ilişkin kendime göre fikirlerim var. Demokratik bir ortamda muhalefetin de iktidarı eleştirmesi ve hatta iktidara karşı gelmesi en doğal siyasi olgudur. İktidara karşı gelen herkesi toptan devlet düşmanı, ülke düşmanı ilan etmek hem demokratik rejime zarar veriyor hem ülkedeki demokratik zemini, ortamı bozuyor diye inanıyorum. Din düşmanı iddiasına gelince; kendime göre inancım var, çocuklarımı da İslam düşmanı yetiştirmiyorum. Fatih Tezcan’ın bu söyledikleri iftira. Örneğin büyük oğlum iki yıldır kendi isteğiyle Ramazan’da oruç tutuyor. Hiç kimsenin zorlamasıyla ya da teşvikiyle olmadı, belki sadece örnek almıştır çevresindeki kişileri, oruç tutanları, ve bir aidiyet duygusuyla buna karar verdi, örnek aldığı kişi de annesi olmuş olabilir... İnancım konusunda kimseye bir açıklama yapmak zorunda değilim, sadece şu kadarını ifade etmek istiyorum, ben Allah’a inanıyorum, ibadetim kimseyi ilgilendirmiyor, tefekkürü bırakmadan şükrederek ve hamdederek yaşıyorum. 

Siyasi görüşüne göre bir kadının annelik yapıp yapamayacağını değerlendirecek bir kriter oluşturuldu da ben mi bilmiyorum? Böyle bir şey olabilir mi? Kimsenin anneliğinin böylesi şeylerle değerlendirilebileceğini düşünmüyorum. Kendi babalık açıklarını kapatmaya çalışırken, kendi haklılığını ortaya koymaya çalışırken, haklılığını destekleyecek bir kitle oluşturmaya çalışmak için böylesi iddialar ortaya koyması hem kitlesini hem de devleti ikna etmek için ortaya atılan argümanlar. Halbuki anne olmak dini, siyasi, ideolojik bir takım olgulardan tamamen bağımsız alakasız bir durum. Daha çok temelinde biyolojik bir durum olmakla birlikte duygusal bağı en kuvvetli insan ilişkisidir. 

Ama bir düşünün, böyle kriterlerin velayet gibi davalarda geçerli olduğunu. Yok anne ateist diye, ya da baba Alevi diye, ya da sosyalist diye vs... çocukların bir ebeveynden koparılıp rejim yanlısı ebeveyne verildiğini. Hayal etmek bile ürkütücü.

Fatih Tezcan Aile Bakanı ile de konuyu görüştüğünü ve bakanın kendisini gözyaşları içinde dinlediğini “İstiyorsanız çocukları hemen alalım” dediğini de yazdı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile görüştüğünü sosyal medyada yazdı evet ve bana da mesajla yazmıştı. Ben bakanla görüştüğüne inanıyorum. Doğrudur, görüşmüştür. Aile Bakanı “Böyle bir görüşme yapılmadı, ben böyle bir şey demedim” diyebilirdi, demedi bu zamana kadar. Onun bana smslerle aktardığına göre bakanla görüşmesinde hikayenin daha yarısını aktardığında bakan hanım ağlamaya başlamış ve “Fatih bey isterseniz hemen çocukları alalım” demiş. Hukuki kısmı da konuşmuşlar, velayet bende olduğu için bakanlık çocukları benden alıp çocuk esirgeme kurumuna yerleştirecekmiş anne paranoyak şizofren, ateist ve devlet düşmanı diye. Hemen acil bir velayet davası açılıp çocukların babası velayeti alacakmış. Bunu planlamış, bunu konuşmuş dediğine göre, ve Aile Bakanı buna olur vermiş. Aile Bakanı ile görüşmesini sosyal medya hesabından paylaştı. Ben de kendi sosyal medya hesabımdan bu iddiayı sordum Aile Bakanına. Henüz “hayır böyle bir görüşme yapılmadı” diye bir yanıt almadım ben.