Aloha cinayeti: 20 lira kâr uğruna ölen iki işçinin hikayesi

Caner ve Feridun her gün yaptıkları gibi sürekli arıza veren kömürlü buhar kazanının içerisine girerek, kazanı tamir etmeye çalışırken can verdiler. Peki, fabrikasında helikopter pisti bulunduran, fabrikaya giriş çıkışlarını helikopterle yapan Aloha Tekstil patronu neden buhar kazanında yakıt olarak doğalgazı değil de kömürü tercih ediyordu?



17-11-2016 08:14
Birtan Altan*

Çevreye ve insanlığa verdiği zarardan dolayı Avrupa’da yasaklanmış olan tekstil boyacılığı, Türkiye’de oldukça yoğun istihdam sağlayan bir alan olmaya ve dolayısıyla çevre ve insan sağlığını kötü yönde etkilemeye devam ediyor. Yüksek kar oranlarına ulaşmak için kullanılan yakıt türleri, emisyon ölçümleri yeterli düzeyde yapılmadığından baca gazları, yoğun kimyasal barındıran ve çoğunlukla derelere, toprağa salınıveren atık tekstil suyu, işletmedeki kimyasallardan dolayı oluşan meslek hastalıkları ile tekstil boyacılığı insan sağlığına zarar vermeye devam ediyor. Bu zararı Tekirdağ’da geçtiğimiz aylarda meydana gelen ve iki işçinin yaşamına mal olan iş cinayeti ile örnekleyeceğiz.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde faaliyet yürüten, kumaş ve iplik boyama üzerine çalışan Aloha Tekstil fabrikasında, bu senenin Mart ayında 2 işçinin ölümüyle sonuçlanan iş cinayeti yaşanmıştı. 24 Kasım’da Çorlu adliyesinde bu iş cinayetinin ikinci duruşması görülecek. Biz de hem iş cinayetinin hukuki takibine teknik olarak destek olmak için, hem de köhne üretim olarak kodladığımız tekstil boyacılığını biraz daha yakından tanımak için bu yazıyı kaleme almış olduk.

HESAP BASİT

Bu senenin ilk on ayında iş cinayetleri sebebiyle hayatlarından olan 1600 işçiden ikisi olan Caner ve Feridun Aloha Tekstil’de kazan bakımcıları olarak çalışıyorlardı. Bu senenin Mart ayında, köhne üretimin köhneleşmiş ve cahilce kullanılan kazanında, kömürlü yakıtla buhar üreten buhar kazanında oldukça kötü bir şekilde can verdiler. Genç işçiler Caner ve Feridun’dan geriye, gözü yaşlı aileleri kaldı.

Türkiye henüz kömürle çalışan kazan sistemlerinden, kömürlü sobalardan, kömürün yakılarak enerji elde edilmesi ilkelliğinden kurtulamadı. Her gün milyonlarca insan kömürün sebep olduğu hava kirliliğine maruz kalıyor, kömürle çalışan ilkel sistemler işçi cinayetlerine sebep oluyor, kömürlü santral sistemleri doğayı katlediyor. Fakat henüz bu çalışma sistemine hukuki bir önlem alınabilmiş değil.

Caner ve Feridun da her gün yaptıkları gibi sürekli arıza veren kömürlü buhar kazanının içerisine girerek, kazanı tamir etmeye çalışıyorlarken can verdiler. Peki, fabrikasında helikopter pisti bulunduran, fabrikaya giriş çıkışlarını helikopterle yapan Aloha Tekstil patronu neden buhar kazanında yakıt olarak doğalgazı değil de kömürü tercih ediyordu? İşçilerin canının sermaye düzeninde ve kar sisteminde ne kadar değersiz olduğuna hep birlikte bakalım: Kazan işletme basıncının 6 bar, kazan veriminin %80 olduğu bir buharlı işletmede, 1 ton buhar elde etmek için kullanılan yakıt (doğalgaz/kömür) miktarı, 1 ton buhar elde etmek için kullanılan enerji miktarının , kullanılan enerjinin alt ısıl değerine bölünmesiyle elde edilir. Kazan verimi ve günlük yakıt fiyatlarındaki değişim baz alınarak kullanılacak yakıtın bedeli hesaplanabilir. Bu kriterlere göre hesap yapıldığında, yakıt olarak verimsiz bir yerli kömür markasını tercih edersek 1 ton buharı takribi olarak 50 TL’ye mal etmiş oluruz. Aynı işlemi, yakıt olarak doğalgaz kullandığımızda ise 1 ton buharı takribi olarak 70 TL’ye mal edebiliriz. Bu kaba mühendislik hesabında; 1 ton buhar eldesinde 20 TL kar elde etmek isteyen tekstil patronunun, işçilerin canına nasıl kast ettiğini, çevreye ne gibi zararlar verdiğini, bölge insanının sağlığını ne kadar umursadığını görebiliyoruz.

KÖMÜRÜN ZARARLARI

Kömür şu zararları veriyor:

-İşletmelerde kömür kullanımı ulaşım yoğunluğunu arttırmaktadır. Her gün işletmelere tonlarca kömür kamyonlarla taşınmakta, araç yakıt harcamaları artmakta, trafikteki risk yoğunlaşmaktadır.

-İşletme içerisine kamyonların kasalarından boşaltılan kömür, toz yığını oluşturarak çevre birimlerdeki işçilerin sağlığına zarar vermektedir.

-İşletme içerisine düzensiz ve istifsiz yığılan kömür, iş kazası tehlikelerini arttırmakta, forklif gibi iş araçlarından dolayı oluşacak kazaların riskini arttırmaktadır.

-Köhnemiş bir enerji yakıt türü olarak kömür, yine köhnemiş sistemlerde üretilmekte, bu sistemler (Aloha cinayetinde olduğu gibi) işçi ölümlerine sebep olmaktadır.

-Kömürün ortaya çıkardığı fosilden dolayı sistemlerde korozif ektiler oluşmakta, patronlar için bakım ve temizlik masrafları artmakta ve bu da tekstil sektöründeki işçilerin ürettikleri emek değerinden gasp edilmektedir.

-Kömürün kullanımı sonucu atmosfere atılan kirletici elemanlar, ince toz, kükürt oksitler, azot oksitler, karbon dioksit, hidrokarbonlar ve aldehitlerdir. Bu elemanlar doğada asit yağmurlarına ve CO2 salınımına sebep olurlar. Özellikle azot gazları zehirlidir ve doğada başka kimyasallarla oluşturduğu bileşiklerin insan sağlığını ölümcül yönde etkilediği bilinmektedir.

KÖHNE ÜRETİMDE ISRAR

Yukarıda kömür kullanımının zararlarını kabaca sıraladık. Elbette bu listeye onlarca madde daha ekleyebiliriz. Görüldüğü gibi bir ton buhar üretiminde patronun elde edeceği 20 TL’lik kar, binlerce insanın sağlığını etkiliyor. Bölgede ve işletmede sağlık sorunlarının baş göstermesi, insan sağlığından taraf olan bizleri geçtik, patronun cebine de maliyet olarak yansımaktadır. 

Kömür kazanlarının kullanımı sebebiyle; işletme çevresinde ikamet eden eden insanların sağlığı, işletmede çalışan işçilerin sağlığı, makine ve teçhizatların sağlığı bu kadar kötü etkileniyorken patronlar neden bu köhnelikte ısrar ediyorlar?

Türkiye sermaye sınıfını oluşturan patronların %80’inin birinci kuşak patron olduğunu ve eğitimsiz bir zümre olarak ülkenin tüm kaynaklarını savurganlıkla tükettiklerini biliyoruz. Bu tüketmişliğin ardından iflas ve borç batağı geliyor. Ekin ekmeye ve biçmeye fazlasıyla alışmış olan tekstil patronları, enerjiden ve üretimden nasıl kar elde edilebileceğini, üretimin nasıl yapıldığını ve sınai üretimin ne olduğunu bilmiyorlar. Örneğin, basit bir teçhizat olan buhar kapanlarının aylık bakımları düzenli yapılmış olsa, orta ölçekli bir tekstil işletmesi o ay için 20 işçisinin maaşı kadar kar elde etmiş olacak. Fakat istatistiki verilere göre Türkiye’deki tekstil işletmeleri, aylık ya da üç aylık yapılması gereken buhar kapanı bakımlarını ortalama iki senede bir yapmaktadır. Bu ilgisizlik ve bilgisizlik her ay tonlarca buhar kaybına sebep olmaktadır.

Örneğimize geri dönelim: Aloha cinayeti konumuzla oldukça ilgilidir. Caner ve Feridun’un ölümüne sebep olan iş cinayetinin hikayesine bakalım: İşletmede işçi ve toplum sağlığı için oldukça önemli olan yakıt, kömür yerine doğalgaz seçilebilirdi. İşletme mühendisleri ve teknik elemanları tarafından bu konu Aloha Tekstil patronuna defalarca iletilmişti. Hatta, kömürlü kazanın yanına bir de doğalgazla çalışan kazan yapılmıştı. Tekstil işletmelerinin büyük çoğunluğunda böyledir; kömürlü kazanda ısrar eden işletmelerde kömürlü kazan arızaya geçtiğinde doğalgazlı kazan devreye girmektedir. Fakat Aloha Tekstil’de doğalgazlı kazan devreye giremiyordu! Çünkü en büyük hobisi helikopterle işletmenin üzerinde tur atmak olan Aloha Tekstil patronu, yukarıda mühendislik hesaplarını verdiğimiz ve toplam maddi kazancı birim buhar tonajı başına 20 TL’yi geçmeyecek bir yönteme başvuruyordu. Kömür kazanı arıza verdiğinde, patronun direktifi ile kazan bakımcıları/operatörleri kazana inip arızayı gideriyor, doğalgazlı kazanın faaliyete geçmesini engelliyorlardı. Caner ve Feridun bu şekilde katledildiler.

HEYETE VE AVUKATLARA ÇAĞRI

Tek duruşmada işçi aileleri lehine bitirilmesi gereken mahkeme, ne yazık ki ikinci duruşmaya ertelendi. Tekirdağ İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi duruşmayı takip ediyor. Trakya’daki işçilerin dostu sevgili Av. Sevgi Evren ve Tekirdağ İSİG meclisi aktivistleri olarak bu duruşmanın işçi aileleri lehine sonuçlanmasını murat ediyoruz. Bu vesileyle işletmede incelemede bulunup işveren lehine rapor yazan Namık Kemal Üniversitesi akademisyenlerinin de içerisinde bulunduğu bilirkişi heyetine, duruşmada işveren safında müdafaada bulunan avukatlara çağrı yapıyoruz: Aloha cinayeti işçi aileleri lehine sonuçlanmazsa sadece Caner’in ve Feridun’un katilleri aklanmayacaktır aynı zamanda toplumun sağlığı ile oynayan, çocuklarımızın geleceğini karartan kibirli fabrika patronları da aklanacaktır.

Bir çağrı da demokrat, ilerici kamuoyuna, emekçi dostlarımıza; 24 Kasım’da Çorlu adliyesindeki duruşmayı takip etmeliyiz. Caner’in ve Feridun’un davası, çocuklarımızın davasıdır.

* Makine Mühendisi, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Bilim Uzmanı