AKP yine boş atıp boş tuttu: Kerkük petrolü İran'a kayıyor

Tüm politik hamlelerini Erdoğan'ın başkanlığına endeksleyen AKP, dış politikada da 'kendi ayağına sıkıyor'. Barzani iktidarı ile kurduğu 'avantajlı' ilişkileri parti çıkarları ve Erdoğan'ın geleceği için milliyetçi siyasete kurban eden AKP, Ceyhan üzerinden dağıtılan petrol gelirini de kaybetmek üzere.



15-11-2017 13:11

Onur Emre Yağan

AKP hükümeti uzun yıllardır ilişki kurduğu ve gelişip güçlenmesine katkı sunduğu Barzani iktidarını, KDP'nin bağımsızlık girişimi sırasında kelimenin tam anlamıyla sırtından vurmuştu. AKP ve Saray'ın kısa dönemli politik yönelimi gereği milliyetçi kesimle ittifak oluşturulmuş ve Kürt düşmanlığı iktidar politikasının temel enstrümanı haline getirilmişti.

Barzani hükümetinin 25 Eylül'deki referandumunu ve bağımsızlık denemesini iç siyaset dengeleri açısından bir tehdit olarak gören AKP, Türkiye ekonomisini etkileyecek kimi riskleri de alarak sert bir karşı duruş politikası geliştirdi. Bölgenin diğer etkili ülkesi İran'ın da referanduma karşı çıkması ABD'yi de etkisizleştirmiş ve Erbil hükümetinin yalnızlığı politik dengeleri Bağdat lehine değiştirmişti.

PETROL KUYULARI BAĞDAT'IN KONTROLÜNE GEÇTİ

Irak ordusu ve Haşdi Şabi güçlerinin askeri harekatıyla, özellikle Kerkük petrolünün kontrol altına alınması ise sadece Barzani hükümetini ekonomik olarak sıkıştırmadı. Son birkaç yıldır doğrudan IKBY ve Türkiye arasındaki anlaşmalar dikkate alınarak Ceyhan üzerinden dünyaya (statü olarak kaçak biçimde) satılan petrolün Kerkük petrolünü de ekleyerek artırılması planlanıyordu. Ancak Kerkük petrolü üzerindeki kontrolün Bağdat'a geçmesiyle birlikte taşıma yolunun da İran üzerinden kurulması planlanmaya başladı.

PETROL YÖN DEĞİŞTİRİYOR

Bölgeden gelen son bilgilere göre, Bağdat, Kerkük petrolünün Ceyhan Limanı yerine İran üzerinden taşınması için ciddi bir çalışma yürütüyor. Ekonomik olarak en fazla Türkiye'yi etkilemesi beklenen bu adım, AKP'nin son dönemde güçlendirmeye çalıştığı Bağdat ile temasın da işe yaramadığını gösteriyor. Bağdat böyle ciddi bir anlaşma için dış politikada 'kaypak' bir pozisyona sahip olduğu düşünülen Türkiye yerine, uzun süreli ve istikrarlı bir ilişki kurduğu güvenilir ortağı İran'ı seçiyor.

Bu arada Bağdat 16 Ekim'de Kerkük'e yönelik saldırının ardından, henüz sınırlı olsa da İran'a petrol akıtmaya başlamıştı. Söz konusu petrol şu an günlük 100-150 bin varil olarak tankerlerle İran üzerinden satılıyor.

Geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapan Irak Petrol  Bakanı Cebbar Luaybi de, Kerkük’ten İran’a günlük 30 ila 60 bin varil petrol ihracatı yapılması için iki ülke arasında prensip anlaşması yapıldığını açıkladı. Anlaşmanın Irak Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) ve İran tarafıyla Bağdat’ta yapıldığını söyleyen Luaybi, ihraç edilecek petrol oranının boru hattı tamamlanınca artırılacağını da belirtti. Bakanın işaret ettiği anlaşmaya göre, söz konusu petrol kamyonlarla iki ülke arasındaki sınıra (İran’ın Kermanşah kentine yakın noktaya) taşınacak ve İran da söz konusu petrolü Irak’ın güneyindeki sınırından teslim alacak.

AKP VE BARZANİ ÇIKAR ORTAĞI

Referandum krizi yaşanmadan önce IKBY petrolü günlük yaklaşık 600 bin varil olarak Ceyhan üzerinden satılıyor ve Türkiye bu ticaretten yüz milyonlarca dolar kazanıyordu.

Öte yandan, petrolün yönünün İran'a kayması, Türkiye kadar KDP hükümetini de endişelendirecek bir gelişme niteliğinde. İran'ın petrol ticaretini kontrol altına alması, Barzani'nin ABD ile yakınlığı düşünüldüğünde Erbil'in işine yaramayacak. Hatta bu gelişme IKBY iç siyasi dengelerini de doğrudan etkileyecek bir özellik taşıyor.

Bu durum Barzani'ye yakın uzmanların değerlendirmelerinden de anlaşılıyor. Bölge politikasını yakından takip eden uzmanlardan Ramazan Bursa, Rudaw'a verdiği demeçte Ankara'nın bölgedeki enerji ihracatının merkezi konumunda olmak istediğini her platformda vurguladığını belirtmişti. Ramazan Bursa, açıklamasıyla Barzani tarafının endişesini de dışa vurmuştu: "Ben Kerkük'teki petrol akışı ile ilgili durumun uzun ömürlü olmayacağını düşünüyorum. Kerkük'teki petrolün Türkiye üzerinden dünyaya açılmasının hem Türkiye'ye hem de Irak'a faydası var. Eğer bu akış başka bir yol üzerinden yapılırsa şüphesiz her iki taraf da bundan zarar görür. Aksi halde Irak’ın Basra Körfezi üzerinden atacağı başka bir adım çok daha fazla masraflı olacak. Bu durumun, kısa süreceğini ve eski haline dönmesi gerektiğini düşünüyorum. Mevcut durum kısa süreli seyredecektir."

AKP, Bağdat'ın bu adımından sonra Erbil ile ilişkilerini düzeltmeye çalışacak mı göreceğiz. Kısa vadede bunu yapmasının önünde iç siyasi çıkarları engel olarak duruyor. Ancak şu kısım açık biçimde anlaşılıyor ki; petrol ticaretinin geleceğiyle ilgili bu önemli değişiklikle birlikte, AKP iktidarının son yıllarda dış politikada attığı başarısız adımlara bir yenisi daha eklenmiş olacak. Erdoğan'ın geleceği için tüm ülke siyasetini kurgulayan AKP, attığı adımlar sonrası elinde kalan hayal kırıklığıyla, kendi ayağına da kurşun sıkmaya devam ediyor.