AKP Cemaat ortaklığı bozulunca Haydar Meriç cinayetinde yeni bilgiler ortaya çıktı!

İstanbul Emniyeti'nin 5 yıl sonra yeniden açtığı "Gazeteci Haydar Meriç cinayeti" dosyasında yeni bilgiler ortaya çıkmaya başladı. Yandaş Sabah Gazetesi'ne servis edilen bilgilere göre Adli Tıp Kurumu'nun yaptığı incelemelerde, Meriç'in cesedinde sürüklenme izi olmadığı dolayısıyla kıyıdan denize atılmadığı belirlendi.



14-09-2016 15:23
Candan Avcı

Fethullah Gülen'in eşcinsel ilişkisini anlatacağı bir kitap hazırladığını duyurduktan kısa bir süre sonra Emniyet ve İstihbarat teşkilatlarındaki Gülen Cemaati yapılanmasının hedefi olan, Kırklareli'nde yerel faaliyet gösteren Rumeli 39 Haber Sitesi'nin sahibi Haydar Meriç'in domuz bağı şeklinde etkisizleştirerek ve üzerine ağırlık bağlanarak denize atıldığı kamuoyuna yansımıştı. Son olarak helikopterden denize atıldığı iddiası gündeme geldi.

AKP'ye yakınlığıyla bilinen Sabah Gazetesi'ne servis edilen bilgilere göre Adli Tıp Kurumu'nun yaptığı incelemelerde, Meriç'in cesedinde sürüklenme izi olmadığı dolayısıyla kıyıdan denize atılmadığı belirlendi. Vücudunda çarpma izi tespit edilmesi, Meriç'in cesedinin helikopterden denize atılmış olabileceği sonucunu ortaya koyarken, şüpheler de havacılık işi yapan İbrahim Faruk Bayındır'a odaklandı.

SAHİBİ BELLİ OLMAYAN "PATATES HATLAR"

Olayın kilit ismi TARKİM Havacılık'ın sahibi İbrahim Faruk Bayındır'ın data cihazıyla, Meriç'in telefon sinyalinin cinayetin işlendiği tarihte aynı anda kesildiği ortaya çıktı. Meriç'in telefon sinyaliyle sahibi belli olmayan "patates hat" olarak adlandırılan 2 numaranın sinyali ve bir "data" hattının sinyalinin eş zamanlı kesildiği anlaşıldı. Patates hatların sahibi bulunamadı ancak data hattının İbrahim Faruk Bayındır'a ait olduğu ortaya çıktı. CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP'li milletvekillerine yönelik kaset kumpası, Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazası olaylarına da adı karışan Bayındır'ın ABD'ye kaçtığı öğrenildi.

HAYDAR MERİÇ CİNAYETİ: "AKP-CEMAAT A.Ş."

Meriç, Gülen'in 1964 yılında Kırklareli'ne gelmesi ve burada eski öğrencisi Abdülhamit Oruç'la birlikte Komünizmle Mücadele Derneği'nin şubesini kurmasının ardından görev yaptığı camideki tuvalet temizlikçisi ile eşcinsel ilişkide bulunduğuna yönelik elinde güçlü deliller olduğunu açıklamış ve iddialarının yer alacağı bir kitap hazırladığını duyurmuştu. Bu açıklamasının sonrasında Gülen Cemaati'ne mensup istihbaratçı polislerce 'teknik abluka'ya alındı.

Telefonları "DHKP-C'li" olduğu iddia edilerek dinlenen Meriç'in evine gizlice girildi, böcek yerleştirildi, bilgisayarında öldürülmeden 12 gün önce ve öldürüldüğü gece yoğun bir şekilde silme-kopyalama işlemleri yapıldı ve MOBESE kameraları ile adım adım takip edildi. Kimliği belirsiz kişilerin kullandıkları 'patates hatlardan' sıklıkla çağrılar ve mesajlar alıyordu. Son olarak bu hatlar üzerinden Meriç'le buluşma ayarlanacak ve hala kimliği belirlenemeyen kişilerle mezarlıkta görüşecekti. Bu görüşmede ''işin peşini bırakmayıp vazgeçmemesi halinde kendisine mezarlıkta yer bulunacağı'' şeklinde tehdit edildi. Ardından ise Kıyıköy Limanı'ndan yabancı bir tekneye bindirilerek kaçırılan Meriç'in domuz bağı yapılmış cesedi 18 gün sonra Düzce Akçakoca açıklarında bulundu. 

Savcılık tarafından ''tarihi eser kaçakçılığı'' kapsamında soruşturma başlatılmış ve kısa sürede sonra yürütülen soruşturma rafa kaldırılmıştı. Kısa zaman içinde telefon kayıtları ve suç diğer delilleri karartılırken, 2011 Genel Seçimleri fırsat bilinerek Meriç cinayeti kamuoyundan gizlendi.

17-25 ARALIK'TAN SONRA ORTAKLIK BOZULUNCA DOSYA YENİDEN AÇILIYOR

17-25 Aralık'ın (2014) ardından AKP, Meriç cinayeti dosyasını gündeme getirerek yapacağı tasfiyelere yönelik meşruiyet sağlamaya çalışmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından, Meriç'in düzmece bir raporla DHKP-C üyesi olarak dinlenilmesi, kaçırılıp öldürülmesi ve sonrasında delillerin karartılması iddiasına ilişkin soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan 30 kişiden 9'u tutuklanmıştı.