AKP 6284'e neden saldırıyor?

6284 sayılı yasa ile düzenlenen hakların kullanılmasının, erkekleri kadın cinayeti işlemeye ittiğini söyleyerek, yasal haklarını kullanan kadınları ölümle tehdit eden Akit ve bunu destekleyen iktidar beyhude bir çaba içerisinde.



24-11-2017 08:43

Yelda Koçak

Müftülere resmi nikâh kıyma yetkisi veren yasanın henüz mürekkebi kurumamışken kadın haklarına saldırılarda yeni gündemler açılmaya başlandı bile. Şimdilik devlet yetkilileri tarafından sadece aile arabuluculuğunun getirileceği söylense de AKP’nin gayri resmi ağzı Akit Gazetesi de 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Yasası üzerine yoğunlaşmakta. 

İzmir’den Diyarbakır’a, Uşak’tan Ordu’ya Adana’dan İstanbul’a ülkenin dört bir yanından; öğretmeninden doktoruna, müzisyeninden işçisine binlerce kadının başvurduğu, çözüm olarak sığındığı 6284 sayılı yasa, şimdilik sadece bir kısım yandaş gazetecinin gündemi olsa da, AKP’nin bu yasaya karşı husumeti bilinmekte. Bu yasa, evlilik birliği içerisinde olsun ya da olmasın kadınların maruz kaldıkları şiddeti veya şiddet tehdidini önlemek ve koruma kararı alabilmelerini sağlamaktadır. 6284 sayılı yasasının hazırlanış sürecine ön ayak olan ve 2014 yılından bu yana yürürlükte bulunan İstanbul Sözleşmesi’nden AKP’nin, resmi olarak dillendiremese de, imzayı geri çekmek istediği bilinmekte. 

Tüm eksikliklerine ve uygulanmayışına rağmen bir yasa düşünün ki yoksulun da yoksulu bir kadının şiddet gördüğü adamdan şikâyetçi olup koruma kararı alabilmesi için tek bir kuruş dahi harcamasına gerek olmadan, tüm başvuruların ücretsiz yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. Şehrin birkaç noktasına kondurulmuş koca koca adalet saraylarına ulaşmak için 2-3 otobüs değiştirmesine de gerek yok, evinin yakınındaki karakola gitmesi yeter. Karakola gidemedi ama kendini mülki amirliğe/valiliğe/kaymakamlığa attı, oradan da koruma kararı talep edebilir. Şiddet gördüğü adamı evden uzaklaştırmak için hafta içini, mesai saatlerini beklemesine de gerek yok, en yakındaki karakol 24 saat işlem yapmakla görevli. Hem koruma kararı alıp, bir sığınağa yerleştirilmesi için illa fiziksel şiddet görmesi de gerekmiyor, şiddet görme tehdidi almışsa da şiddeti önleme amacıyla koruma kararı alabiliyor. İşte yılda yüzlerce kadının öldürüldüğü, binlercesinin şiddet gördüğü ülkemizde şiddetle mücadele etmek amacıyla böyle bir yasa yürürlükte. İnanılır gibi değil, değil mi? Şiddetle mücadele için bunları ve daha fazlasını düzenleyen bir yasa var ancak şiddetin de cinayetin de ardı arkası kesilmiyor…

Bu yasaya rağmen kadınlar; “çok gelme kâğıdımızı bitiriyorsun” denilerek karakol kapısından kovuluyor, valiler koruma isteyen kadına “en fazla öldürülürsün” diyor, çantasında koruma kararı ile adliye kapısında kadınlar kurşunlanıyor. Bu da yetmiyor, bugüne kadar uygulamamak için direndikleri bu yasayı da elimizden almaya kalkıyorlar. Neden mi? Çünkü eksikliklerine ve uygulanmamasına rağmen, kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda bugüne kadar hazırlanmış en önemli sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’ne göre yapılmaya çalışılmış bir yasa 6284. İstanbul Sözleşmesi, ki kadına yönelik şiddetin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olduğunu vurgular, kadına yönelik şiddetle mücadelede devletlere pozitif yükümlülükler yükler ve bu bağlamda devletlere dört temel görev verir; şiddeti önleme, koruma, kovuşturma ve telafi etme.  AKP iktidarı ise bu yükümlülükleri üstlenmek ve hesap vermek istemiyor. Kimse itiraz etmedikçe kadınlara tanınan hakları gasp etmeyi tercih ediyor. Bu yasalar her şeye rağmen bizlerin güvencesi. Elde ettiğimiz haklarımızdan vazgeçmemiz söz konusu olamaz.

6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi devlete kadınları şiddete karşı koruma görevi verse de, AKP’nin kadınlar söz konusu olduğunda görev olarak kendine biçtiği yegâne şeyin aile olduğu ortada. Kadından ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’ndan kadını çıkartıp aileyi ve sosyal politikaları koyduklarından bu yana kadınların hayatı pahasına kurmaya çalıştıkları muhafazakâr aile yapısını henüz oturtamadıkları için bu ve benzeri yasaları kaldırmaya çalışıyorlar. İlk olarak, bir bütün halinde Boşanmaları Önleme Komisyonu Rapor Taslağı ile geçtiğimiz yıl kamuoyuna duyurdukları düzenlemeler çok tepki alınca, haklarımızı parça parça gasp etmeye başladılar. Müftülere resmi nikâh kıyma yetkisi verilmesi ile başlayan saldırılar, aile arabuluculuğu ve 6284 sayılı yasanın kaldırılması ya da değiştirilmesi ile devam edecek gibi görünmekte. 

Henüz resmi ağızlardan 6284 sayılı yasayla ilgili bir açıklama yapılmamışsa da Akit Gazetesi’nin öne çıkardığı başlıkların Boşanma Komisyonu raporunda yer alan başlıklarla benzer olduğu ortada. Türk aile yapısının bozulması, velayet, süresiz nafaka, şiddet tehdidi ile koruma kararı verilmesi gibi konular öne çıkan bahaneler. Kadınları zorla evlendirmeyi, evlilik süresince kadına dilediği gibi şiddet uygulamayı, çalışmasına izin vermemeyi, çalışsa da parasına el koymayı, boşanmak istediğinde çocuklarını da ellerinden alıp beş parasız kapının önüne koymayı Türk aile yapısı olarak kodlayan gerici güruha en güzel cevabı tüm bu işkencelere katlanmayıp bunca engele rağmen, gerekirse ölümü dahi göze alıp boşanma davası açan, boşanan, çocuklarının velayetini alan, nafakasını tahsil eden kadınlar vermekte. Bunca yıllık iktidarına rağmen AKP’nin bir türlü başarılı olamadığı önemli alanlardan biri de burası. Zira doğrudan AKP seçmeni olan kadınlar dahi tek eşlilik, boşanma, velayet, nafaka gibi bugünlerde savaş açılan medeni haklarından vazgeçmek istemiyor ve yasa ile kendisine tanınan hakları sonuna kadar kullanıyor. Belediyelerin akla hayale sığmayacak hurafelerle dolu “iyi” eş olma kurslarından, tarikatlara hazırlatılan kitapçıklara kadar türlü türlü çalışmalar sonuç vermeyince bir türlü kuramadıkları muhafazakâr Türk ailesi için yasal düzenlemeleri değiştirmeye başladılar. 

6284 sayılı yasa ile düzenlenen hakların kullanılmasının, erkekleri kadın cinayeti işlemeye ittiğini söyleyerek, yasal haklarını kullanan kadınları ölümle tehdit eden Akit ve bunu destekleyen iktidar beyhude bir çaba içerisinde. Bugün savaş açtıkları 6284 sayılı yasa dâhil kadın haklarını düzenleyen pek çok yasayı Meclis’te kalkıp inen ellere değil, yıllardır vermiş olduğumuz mücadeleye borçluyuz. Bu nedenle tek adamın talimatı ile Meclis’ten onay da alsalar, düzmece haberlerle kamuoyu yaratmaya da çalışsalar yaptıkları ve yapacakları yasalar bizim için hükümsüzdür…