Afrin saldırısına sosyalistlerden tepki!

Erdoğan ve Saray Rejimi sözcüleri tarafından günlerdir sürdürülen tehditlerin ardından, TSK bugün Afrin’e bir saldırı başlattı. Bunun üzerine birçok sosyalist parti ve kuruluş, saldırıya tepki gösterdi. İleri Haber olarak, sosyalistlerin Afrin saldırısına dair yaptıkları açıklamaları derledik.



21-01-2018 00:54

İleri Haber

TKP: SARAY REJİMİ EMPERYALİZME HİZMET AŞKIYLA KARDEŞ HALKLAR ARASINDA DÜŞMANLIK YARATIYOR

Afrin saldırısıyla ilgili TKP tarafından sosyal medya üzerinden bir açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Saray Rejimi iktidarda kalmak için ülkemizi savaşa sokmakta, emperyalizme hizmet aşkıyla kardeş halklar arasında düşmanlık yaratmaktadır. Kurtuluşumuz emperyalizme ve gericiliğe karşı ortak mücadeleden geçmektedir. Yaşasın barış, yaşasın halkların kardeşliği! #AfrinSavaşınaHAYIR

ÖDP: AFRİN’E YÖNELİK BİR OPERASYON ÜLKEMİZİ BÜYÜK BİR ÇIKMAZA SÜRÜKLER

ÖDP tarafından yapılan açıklamada da yapılan saldırının hem ülkemizi, hem Suriye’yi çok zor bir duruma sokacağına vurgu yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“AKP’nin Suriye’de izlediği yanlış politikalar Türkiye’yi Orta Doğu’daki kaosun parçası kıldı. AKP şimdi de Afrin’e yönelik operasyonla bu yanlışlara bir yenisini daha ekleme peşinde.

AKP-MHP ittifakı, Afrin operasyonunu iç siyasete müdahalenin bir aracı olarak görüyor. Afrin’e operasyonla Türkiye, OHAL ile birlikte savaşla oluşturulacak milliyetçi iklim içinde 2019’a taşınmak isteniyor. Afrin operasyonu bu yönüyle iç siyaseti dizayn etme operasyonudur! Bu operasyon diğer yandan da İdlib operasyonudur. İdlib’de tutunmakta zorlanan cihatçılara sahip çıkma hamlesi, Afrin üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.

İktidarın ‘milli olarak’ ifade ettiği Orta Doğu’ya müdahale siyaseti hiçbir zaman ‘milli’ bir siyaset olmamıştır. Türkiye’nin Orta Doğu’da yaratılan kaosa sürüklenmesi Amerikan politikasının takibinin sonucudur. Bugün, ABD ile yaşanan sorunlara bakılarak, ABD karşıtı görünen AKP iktidarı tam da AKP’nin iç savaş yaratma politikasına uygun olarak başından beri Suriye’de konumlanmıştır. Şimdi bir yanında ABD’nin emperyalizminin bir yanında Rusya’nın yer aldığı bu paylaşım savaşında Türkiye bu iki uç arasında salınmakta, bu iki güçten birisine dayanarak politika yapabilmektedir. Suriye’de cihatçı örgütlerle yürütülen iç savaş siyaseti yenilmiş, Türkiye bölgede tüm komşularıyla sorunlu, güvenilmez bir ülke konumuna gelmiştir. Bu politikanın sonucunda ülkemizde de etnik ve mezhepsel fay hatları kırılmış, ülkemiz bir dağılma sürecine sokulmuştur.

Afrin’e yönelik askeri operasyon bu kaotik ortamı daha da derinleştirecektir. ABD ve büyük güçlerin operasyon sahasına çevrilen ülkemiz bu operasyonla daha büyük bir çıkmaza itilecektir. Öte yandan bu müdahale etnik dağılma içerindeki sürüklenen ülkemizdeki kırılmaları derinleştirecektir. Dünün yanlış politikaları bugün başka bir yanlışla düzeltilemez. AKP iktidarı Suriye’ye yönelik askeri bir operasyondan uzak durmalıdır. İdlib’de, IŞİD artığı cihatçı güçlerle kurulan ittifaka son verilmeli, Türkiye, komşu Suriye’deki yangını körüklemekten vaz geçmelidir.

İktidarın ileri sürdüğü Türkiye’nin güvenliğinin sağlanması ancak Suriye’deki iç savaşın sona ermesiyle mümkündür. Güvenliği sağlama, sınırlara hakim olma adına yapılan bu operasyonların sonucunda Türkiye’nin sınırları cihatçıların geçiş üssü haline gelmiştir. Bugün de Afrin operasyonu gerekçesiyle cihatçı ÖSO çeteleri otobüslerle taşınarak sınırlarımıza yerleştirilmektedir. AKP iktidarı ateşle oynamakta daha önemlisi memleketi ve halkı ateşe atmaktadır!

Suriye’de artık demokratik bir geçişin gerçekleştirmesi için başta ABD olmak üzere tüm dış güçler askeri varlığına son vermelidir. Suriye’nin birleşik ve demokratik geleceğine Suriye halkı karar vermelidir. Açılan her cephe bunu geciktirecek hatta Suriye’yi bir parçalanmaya sürükleyecektir.

Kürtler geleceğin Suriye’sinde eşit ulus, eşit hak temelinde demokratik kazanımlarıyla yer almalıdır. Ancak bilinmelidir ki Kürt hareketinin bugün ABD ile ittifak içinde izlediği politikalar, Kürt halkını yeni ve acımasız bir boyunduruğun altına sokmaktadır. Kürt hareketi ABD politikaları çerçevesinde hem Suriye hem de bölgedeki yeni savaşlar için konumlandırılmaktadır. Suriye halkının kendi kaderini özgürce belirlemesi için ve Kürt halkının bağımsız ve özgür geleceği için Kürt siyasi hareketi Amerikan emperyalizminin gölgesinden çıkmalı, kurduğu ittifaka son vermelidir. Esad rejimi de Suriye'nin asli unsuru olarak Kürtlere haklarını vermeli, ABD'nin himayesinden çıkmasının koşullarını yaratmalıdır. Türkiye de bu çerçevede oluşacak Kürtlerin statü hakkına saygı göstermelidir.

Gün yeni savaşların değil, Suriye’nin demokratik ve birleşik geleceği için tüm dış güçlerin Suriye’ye müdahalelerine son vermesinin günüdür. Türkiye’nin sınırlarının güvenliğinin sağlanmasının yolu ancak komşu Suriye’nin demokratik bir geçişle birleşmesinden geçmektedir. Buna yönelik her müdahale hem Suriye hem de ülkemiz için yeni sorunlar anlamına gelecektir.”

ESP: TÜRKİYE HALKLARI SARAY REJİMİ’NİN SAVAŞINA KARŞI DİRENMELİDİR

ESP tarafından sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye’nin tüm ezilen ve emekçi halkları #AfrinSavaşınaHAYIR diyerek sokakları doldurmalı, AKP-Saray rejiminin savaşına karşı direnmelidir. Emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin paylaşım savaşı kaybedecek, Direnen rojava halkları kazanacak!

Eşyayı adıyla çağırmak gerekir. Bunun adı sömürgeciliktir, Kürt halkına yönelik bir imha ve işgal girişimidir. Bu saldırı işçi sınıfı ve ezilenlerin değil, faşist diktatörün bekâsını korumanın aracıdır. Biz sömürgecilerin değil, Afrin halkının tarafındayız! #AfrinSavaşınaHAYIR

EMEP: BU SAVAŞ ERDOĞAN’IN SAVAŞIDIR

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan da yaptığı açıklamada, saldırının bölgede doğurduğu tüm yıkıcı sonuçlardan AKP’nin sorumlu olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Operasyon Türkiye güvenliğini koruma amaçlı değildir. Çünkü Türkiye’nin sınır güvenliği tehlike altında değildir. Türkiye Afrin’de bölgeye dair paylaşım kavgasının bir parçası olarak savaşa girmiştir. Bu savaşın Türkiye halkları ve bölge halkları için yıkıcı sonuçları olacaktır. Bu sonuçların sorumlusu AKP olacaktır. Ayrıca bu savaşa doğrudan veya dolaylı destek veren bu savaşı meşrulaştıran, bütün güçler bu yıkıcı sonuçlardan sorumlu olacaklardır. Dolayısıyla bu savaşın Türkiye’nin savaşı olmadığını söylüyoruz. Bu savaş Erdoğan’ın savaşıdır. Biz bu savaşın bir parçası olmayacağız.”