ABD İran'da demokrasi ister mi: 5 örnekle 'demokrasi havarisi' ABD!

ABD’nin Ortadoğu, Kuzey Afrika ve İç Asya’da “demokrasi” adına daha önce de destek verdiği yapılar bulunuyor.



30-12-2017 23:16

Tugay Candan / tugaycandan@ilerihaber.org / @TugayCandan1312

İran’da iktidar politikalarına karşı başlayan eylemliliklere “demokrasi” adına jet hızıyla destek veren ABD’nin geçmişte kurduğu “demokrasi ittifaklarını” sizler için derledik.

TALİBAN (AFGANİSTAN)

SSCB sınırında bulunan Afganistan’da ABD destekli cihatçıların ülkede iç savaş çıkarmasıyla, 1979 yılında Afganistan’a Sovyet müdahalesi gerçekleşti. 10 yıl süren müdahale boyunca cihatçılara olağanca gücüyle destek veren ABD, Sovyetler’in Afganistan’dan çekilmesinin ardından da cihatçıları desteklemeye devam etti.

Bu süreçte doğan ve 1996’da ülkenin başkenti Kabil’i işgal ederek ülke kontrolünü eline geçiren Taliban ile 2000’lerin başına kadar ittifak halinde olan ABD, bu süreçte Taliban’ın yönettiği Afganistan’a “demokrasi” adına hiçbir müdahalede bulunmadı. Oysa Taliban yönetimindeki Afganistan yoksulluğun tavan yaptığı, uyuşturucu üretiminin tarihteki en büyük boyutlara ulaştığı bir şeriat ülkesi haline gelmişti.

O dönem Afganistan’da yasak olan belli başlı şeylere bakıldığında bile ABD’nin ortağı Taliban’ın ülkeyi nasıl demokratik! bir şekilde yönettiği görülebilir:

-Şarkı söylemek ve dans etmek yasak.

-İskambil oynamak, satranç oynamak, kumarın her türü ve uçurtma uçurmak yasak.

-Kitap yazmak, film izlemek, resim yapmak yasak.

-Evde kuş beslemek yasak. (İhlal edilmesi durumunda kuşlar öldürülür, besleyen ise kırbaç cezası alır.)

Kadınlara yönelik uygulanan cihatçı yasaklardan bazıları ise şöyle:

-Kadınların evden dışarı çıkması yasak. (Sokakta tek başına yakalanan kadın dövülür ve evine gönderilir.)

-Her ne şart altında olursa olsun kadınların yüzünü göstermesi yasak.

-Makyaj malzemeleri ve mücevherler yasak. 

-Erkek konuşmadan kadının konuşması yasak. Erkeklerle göz göze gelmek yasak.

-Kadınların ulu orta gülmesi yasak.

-Kadınların eğitim alması ve çalışması yasak.

MÜSLÜMAN KARDEŞLER (MISIR)

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da çok geniş bir bölgeye yayılan bu cihatçı örgüt, şu an tartışılsa da bölgede ABD’nin en önemli müttefiklerinden biri sayılabilir.

Mısır’da laik ve halkçı Nasr rejimine karşı mücadelede başlayan bu ittifak, çift kutuplu dünyada bölgedeki ilerici hareketlerin tümüne karşı devam etti.

Kuruluşu Mısır’da 1920’lere dayanan Müslüman Kardeşler’in o dönem Türkiye’de Atatürk ve cumhuriyet karşıtı faaliyetler yürütmeye çalıştığı, ancak bunda pek başarılı olamadığı da biliniyor.

Bölgede; Taliban dahil tüm cihatçı çetelerin öncülü olan Müslüman Kardeşler, 2010’da Tunus’ta başlayan ve bir süredir Suriye’de “duvara toslamış” olan emperyalist destekli “Arap Baharı”nda, önemli bir rol aldı.

SUUDİ REJİMİ (SUUDİ ARABİSTAN)

Daha önce Osmanlı’nın bir vilayeti olan ve I.Dünya Savaşı’nın ardından İngiltere’nin himayesinde bulunan Suudi Arabistan, 1930’larda kuruldu. Ülke şeriatçı bir hanedan tarafından yönetilirken, kurulmasının ardından ABD’nin bölgedeki tüm girişimlerinde bir üs haline geldi.

Özellikle I. ve II. Körfez Savaşları’nda, ABD’ye coğrafi olarak yakınlığın getirdiği avantajla da büyük katkı sağlayan Suudi Arabistan, İran’a karşı bölgede ABD’nin ileri karakolu olma görevini gerçekleştirdi.

Bölgede Taliban dahil tüm cihatçı çetelere de büyük destek sağlayan Suudi Arabistan’da tıpkı Taliban kuralları gibi, şeriatçı hükümler geçerli.

ÖZGÜR SURİYE ORDUSU (SURİYE)

Emperyalizm destekli cihatçıların 2011’de Suriye’de çıkardıkları iç savaşın baş mimarlarından olan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), bu tarihten itibaren Suriye halkı ve güvenlik güçlerine karşı birçok saldırıda bulundu.

ABD ve özellikle AKP tarafından Suriye’nin parçalanması adına her türlü desteğin sağlandığı cihatçı ÖSO’ya ABD icazetiyle Türkiye’de eğitim kampları oluşturuldu.

ÖSO, IŞİD’in ortaya çıkmasıyla emperyalistler açısından popülaritesini yitirdi. Üyelerinin IŞİD’e katılmasıyla güç kaybeden ÖSO, bugün Suriye’nin kuzeyinde TSK desteğiyle operasyonlar yapıyor.

IŞİD (IRAK)

Bugün ne denli tersi bir durum görünse de IŞİD’in dünyaya yayılan vahşetinin mimarlarından birinin ve en önemlisinin ABD olduğu su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

ABD’nin son 17 yılda bölgeye gerçekleştirdiği müdahaleler, IŞİD ve türevlerinin ortaya çıkmasında uygun zemini oluştururken; Beşşar Esad yönetimine karşı IŞİD’e direkt olarak destek veren ABD;  hem Suriye halkının boyun eğmemesi, hem de IŞİD’in kontrolden çıkmaya başlamasıyla IŞİD’e desteğini geri çekmiş görünüyor.

IŞİD ise bu süre zarfında yaptığı saldırılarla bölgede ve Avrupa’da sayısız insanı katletti. Sayısız kadın, cihatçılar tarafından tecavüze uğrarken; kadınların satıldığı köle pazarları kuruldu. Tarihi eserler IŞİD tarafından yağmalandı. Bölge halkları insanlık düşmanı bu cihatçı çeteden dolayı yurtlarını terk etti…