Çocuk işçiler İleri Haber'e konuştu

İleri Haber olarak 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın kutlandığı bugün okulda kutlamalara katılmak, oyun oynamak yerine merdiven altı atölyelerde çalışmak zorunda kalan çocuklarla görüştük.



23-04-2015 15:11

Meryem Yıldırım – İleri Haber

Devletin çocuklar için yapılabileceği her 23 Nisan’da koltukları temsili olarak çocuklara bırakmaktan ibaret sanıladursun, oyun oynaması, okuldaki 23 Nisan etkinliklerine katılması gereken yaşta olan çocuklar lokantalarda, merdiven altı atölyelerde, inşaatlarda, tarımda hiç pahasına çalışıyor. Savaş, iç çatışma, ekonomik, baskı, töre gibi nedenlerle memleketlerinden, ülkelerinden kaçarak aileleriyle büyük kentlere göç eden çocuklar küçük yaşlarına rağmen hayata tutunma mücadelesine katılıyor.

İleri Haber olarak bugün mikrofonu, çocuk işçilere uzattık.

SURİYELİ ÇOCUK İŞÇİ: MAHALLEMİZ YIKILDI, SAVAŞTAN KAÇIP GELDİK

Bu mücadelede küçük yaşta öğütülenlerden biri Halep’ten Türkiye’ye göç eden 13 yaşındaki Suriyeli işçi İmen Urfalı. 6 kişilik ailesiyle birlikte savaştan kaçıp tanıdıkları hiç kimsenin olmadığı koca İstanbul’a göçmüşler. Babası ve ablasıyla birlikte bir tekstil atölyesinde ‘ortacı’ olarak çalışıyor. Babası Türkçe’yi çok iyi bilmiyor. Kendisi de Türkçe’yi arkadaşlarından öğrenmiş. 1 sene önce göçmüşler Halep’ten, 7 aydır atölyede, 7 saat ayakta, sigortasız, 600 liraya çalışıyor.

İmen'in babası Muhammed Hafuz Urfalı - Baba Urfalı'da dikim işinde çalışıyor

Savaştan neden kaçtığını anlatıyor bize küçük İmen. “Mahallemiz yıkıldı, düştü bizim orası” diyor. Bugün 23 Nisan çocuk bayramı olduğunu hatırlatıyor, Suriye’yi soruyoruz “Suriye’de çocuk bayramını kutluyorduk” diye cevap veriyor ve “Sana nasıl anlatsam abla” diye iç geçiriyor. “Bugün ne yapmak isterdin?” diyoruz “Çalışmasaydım oyun oynamak isterdim, kutlamalara katılmak isterdim ama çalıştığım için yapamıyorum” diye yanıtlıyor gözlerinde hüzünle.

“Okula gitmek istiyorum ama gidemiyorum. 5. sınıfta okulu bırakıp geldim” diyor ve şunu ekliyor: “Çalışmak zor, okula devam edemeyeceğim…”

“Okusaydın ne olmak isterdin” diye soruyoruz “Doktor olmak isterdim” cevabını veriyor.

12 YAŞINDAKİ GİZEM: “DOKTOR OLUP, HAYAT KURTARMAK İSTERDİM”

Atölyede ortacılık yapan bir diğer çocuk işçi de Gizem Arslan. 12 yaşında, Bitlis’li ama Aydın’dan göçüp, geçim derdi için İstanbul’a gelmişler. Aynı sebepten okulda devam edememiş. Gizem babası ile birlikte evi geçindiriyor. Bir kardeşi 1. sınıfa, diğeri 3. sınıfa gidiyor. Kendisi okumayıp çalışarak, kardeşlerini okutuyor. 2 hafta olmuş atölyede işe başlayalı, günde 7 saat ayakta zor koşullar altında çalışıyor ama ne maaş aldığını bile bilmiyor.

23 Nisan’ı ona da hatırlatıyoruz “Okusaydım orada olurdum, etkinlikleri izlerdim” yanıtını veriyor. “Hayattan ne isterdin?” sorusuna bakın nasıl cevap veriyor: “Çocukların mutlu olabileceği, çalışmayacakları, oynayabilecekleri bir dünya isterdim.”

İstanbul’a yeni geldikleri için henüz arkadaş edinememiş Gizem. İşten çıktıktan sonra eve gidip, kardeşleriyle oyun oynuyor.

Maddi şartlardan okuyamamasına çok üzülmüş Gizem. Dışarıdan okuyacağını belirtiyor. “Okuma şansın olursa eğer ne olmak isterdin” diye ara giriyoruz şöyle yanıtlıyor: “Büyüyünce doktor olmak isterdim. Çünkü hayat kurtarmak isterdim.”

İşçilerden birinin çocuğu...Tozdan nefes almanın zor olduğu atölyeyi kendine oyun alanı haline getirmiş, mesainin bitmesini bekliyor...