22 Ağustos notları: Ankara-Şam hattı kurulacaksa Reyhanlı-Antep hattı ne olacak? 

'Bugün ne oldu?' köşemizde her gün Editör yorumuyla günün öne çıkan başlıklarını hatırlatıyoruz. Ankara'nın Suriye politikasıyla ilgili bugün yaşanan çok sayıda gelişme, AKP Rejimi'nin kabarık suç listesinin bir kez daha gündeme getirilmesini gerekli kılıyor.



22-08-2016 23:06
Doğan Ergün

'Bugün ne oldu?' köşemizde her gün Editör yorumuyla günün öne çıkan başlıklarını hatırlatıyoruz. Ankara'nın Suriye politikasıyla ilgili bugün yaşanan çok sayıda gelişme, AKP Rejimi'nin kabarık suç listesinin bir kez daha gündeme getirilmesini gerekli kılıyor. 

AKP Rejimi'nin Suriye politikasında değişim işaretleri artıyor. Önce değişmeyecekleri kaydedelim: 

- AKP Türkiyesi bölgede cihatçıların hamiliği rolünden vazgeçmeyecek. Adı El Kaide, El Nusra,  IŞİD, ÖSO, Şam'ın Fethi Cephesi veya başka bir şey olsun, fark etmez... AKP Rejimi bölgede kalıcı bir yere sahip olabilmek ve kendisinden bağımsız hesap yapılabilmesini engellemeye çalışmak amacıyla radikal veya 'ılımlı' cihatçı örgütlere muhtaç.

- AKP Türkiyesi, Körfez ülkelerinin sermayesine muhtaç. Rejim'in cihatçılarla ilişkisinde de özel öneme sahip olan bu faktör aynı zamanda İslam Ordusu gibi yeni düzenlemeler için de zemin yaratıyor. 

- AKP Türkiyesi bölgede gericiliğin beslenme kaynaklarından biri olmaya devam edecek; dış politikada birden fazla aktörle geliştirdiği ilişkilerin ve kendisine yaratmaya çalıştığı zeminin belirleyici unsuru bu olacak.

- AKP Türkiyesi, emperyalist aktörlerle kurduğu bağımlılık ilişkilerine son vermeyecek. Bayrağında "bağımsızlık" yazmayacak. Emperyalist kaosun kendine açtığı olanakları değerlendirmeye çalışacak. Düzenin dışına çıkmayacak, düzeni yeniden üreten bir aktör olmaya çalışacak.

Bunları başa yazalım ve devam edelim. 

Independent'ten Robert Fisk'in "Erdoğan Esad'la barışmaya hazırlanıyor" diye anlattığı, AKP'nin Suriye politikasındaki değişime ilişkin en net mesajlardan ilkini iki gün önce Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş vermişti: "Başımıza gelen birçok şey Suriye politikası sonucudur. Başkaları da öyle, ama biz de geçerli bir politika ortaya koyamadık."

Bugün Başbakan Binali Yıldırım da, "Artık daha fazla zaman kaybetmeden Suriye’de yeni bir sayfanın açılması hayati öneme sahip" dedi.

Yıldırım Suriye politikasıyla ilgili daha fazla detaya girerek şunları söyledi: "Bizim önemle üzerinde durduğumuz konu çok nettir. Suriye’nin bölünmemesi, toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesi. Etnik gruba avantaj sağlayacak yapılaşmaya izin verilmemesi. Bazı gayretler var Türkiye’nin güneyinde bir Kürt oluşumu meydana getirilmek. Bu Türkiye olarak bizim kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmalı."

Yani Yıldırım, önemle üzerinde durdukları noktanın Esad'ın devrilmesi değil, Suriye'nin toprak bütünlüğü olduğunu söyledi. Esas vurgunun Suriye'nin kuzeyindeki Kürt varlığı olduğunu söylemeye dahi gerek yok...

Bu esnada, As-Safir gazetesinin Muhammed Bulut adlı muhabirinin yazdıklarından öğrendik ki, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, yardımcılarından birini Suriye devlet yetkilileriyle görümek üzere Şam'a göndermiş. Gazetenin iddiasına göre, Türkiye, Şam ile Kürt güçleri arasındaki gerilimi kendisi adına fırsata çevirmek istiyor.

AKP Rejimi'nin, fazlasıyla dolambaçlı ve her yeni dönemecinde geçmişten gelen bakiyelerin yükünün daha fazla hissedileceği yeni yol haritasına göre, IŞİD'e karşı ılımlı cihatçılar devreye sokulacak, PYD'ye karşı Suriye devletiyle yan yana gelinecek, Rusya ve ABD arasında bir tür denge politikası gözetilecek. İşte bugün Cerablus'un IŞİD'den boşaltılması için ÖSO'cular Türkiye üzerinden harekete geçirildi. Türkiye Cerablus'u obüslerle vurdu. Türkiye bugün aynı zamanda Menbiç operasyonu ardından bölgede güç kazanan PYD hedeflerini de vurdu.

Güncel korkularıyla hareket eden ve güneyindeki sıkışmadan bir an önce kurtulmak isteyen AKP Rejimi, beklenenden de hızlı şekilde Esed'i Esad yapabilir. Ancak bu durumda dahi, bölge gericiliğinin ve mezhepçiliğinin can suyu haline gelmiş, İslam Ordusu niyetine sahip ve Körfez ülkeleriyle sıkı ilişkileri olan AKP Türkiyesi ile Esad Suriyesi'nin kalıcı bir dostluğa ve işbirliğine sahip olmasını beklemek için saf olmak gerekir. Suriye'nin ve bölgenin geleceği söz konusu olduğunda iki aktörün ve ilişkide oldukları güçlerin ajandaları başka yönlere işaret etmektedir. Erdoğan ve dostlarının ılımlı-radikal cihatçılara yaptığı yatırımların bir bedeli olması, bu bedeli birilerinin ödemesi gerekmektedir.

Hadi bu, Esad ve Erdoğan'ın sorunu olarak kalsın ve biz halkımıza karşı işlenmiş en önemli suçlardan birini hatırlatarak yazıyı bitirelim. 
Reyhanlı...

AKP, yakın tarihimizin en önemli katliamlarından biri olan Reyhanlı'nın faturasını başından itibaren Esad'a kesmeye çalıştı. 

Bizse Reyhanlı'nın faillerinin El Kaide-El Nusra-IŞİD ve MİT bağlantılarını başından itibaren yazdık, durduk. 

Evet, Erdoğan Esed'i Esad yapacaksa Reyhanlı'nın faturasını kesecek yeni birilerini de bulmak zorunda... Belki yine FETÖ denecek, şimdilik bilemiyoruz. AKP'nin Suriye halkının başına ördüğü çoraplar da Davutoğlu'naa havale edilebilir. Ankara-Şam hattı konusunda sorulacak hesaplar için Suriye halkı elbet kendi kararını verir. Türkiye halkının ise AKP'nin beslediği cihatçılar eliyle kana bulanan Reyhanlı'dan Ankara'ya oradan Antep'e soracağı çok hesap var.