13 yıldır şiddet gören kadının yardım çığlığı: İnsanlar beni sahiplensin, tek isteğim bu

İstanbul’da yaşayan S.Ç., 13 yıl boyunca imam nikahı ile birlikte yaşadığı Maşallah Özkan tarafından şiddet gördü. Hakkında tutuklama kararı verilmeyen Özkan’ın, geçen yıl evden ayrılarak çocuklarıyla yeni bir hayat kurmaya çalışan kadına yönelik tehditleri ve saldırıları uzaklaştırma kararına rağmen devam ediyor.



19-12-2017 10:28

Tuğba Özer

S.Ç., isimli kadın 2004 yılında tanıştığı Maşallah Özkan ile 1 ay içerisinde imam nikahı kıyarak birlikte yaşamaya başladı. Özkan’ın kendisini resmi nikah vaadiyle oyaladığını söyleyen kadın “Bugün yapacağız, yarın yapacağız’ dedi, bir türlü olmadı” diyor.

Gördüğü şiddeti anlatırken gözyaşlarını tutamayan S.Ç., sıkça kendisine “Bana yaptıkları onca şeylere rağmen ben onunla nasıl aynı evde yaşamışım? İnanın bilmiyorum. Benim yaşamam mucize. Kendimi çok güçlü bir kadın olarak görüyorum. Güçlü olmasaydım o adama nasıl dayanabilirdim?” diye soruyor.

Durumunu ise şu sözlerle özetliyor:

“Unutulmuyor, izler geçiyor ama onun içimde açtığı yara hiç kapanmıyor” 

S.Ç., maruz bırakıldığı şiddeti şöyle anlatıyor:

“Şiddet nişanlılık döneminde başladı. Nişanı bozmak istedim, özür dileyip ‘bir daha olmayacak’ dedi. Abilerim de ‘özür dilemek bir erdemliliktir’ diyip beni ikna ettiler.

Evlenir evlenmez hamile kaldım. Devamlı şiddet uyguladı, hamileyken bile. 

Her zaman beni tehdit ediyordu; ‘Seni öldüreceğim, seni keseceğim.’ Beni eve kapattı dışarı çıkarmıyordu. Bana ve çocuklarıma şiddet gösteriyordu."

‘SIĞINACAK YERİM YOKTU’

“Boşanmayı çok istedim” diyen S.Ç., ‘Sığınacak yerim yoktu’ diyor ve şöyle devam ediyor:

“Annem babam vefat etmişti. Sığınacak yerim yoktu. Evliliği kendim kabul ettim diye abilerim beni sahiplenmedi. Şimdi hiç biriyle görüşmüyorum. Beni çok yalnız bıraktılar. Çok çaresiz kaldım.

Beni devamlı tehdit ediyordu. ‘Ya kara toprağınsın ya benim’ diyordu. ‘Seni öldürüm, paşa paşa da yatarım’ diyor. ‘Gidersen abini, yeğenlerini öldürürüm, seni öldürürüm’ diyordu. Devamlı olarak o kadar tehdit altındaydım ki ne yapacağımı bilemedim.”

‘ÇOCUKLARIM OKULA AĞIZLARI KAN İÇİNDE GİDİYORDU’

Özkan’ın çocuklara da aynı şekilde şiddet uyguladığını anlatan S.Ç., “Çocuklarım suratları mos mor, ağızları burunları kan içinde  okula gidiyordu. Öğretmenleri de durumu biliyordu. Bize aile danışmanı ayarladılar. Ben de belki ben de suç vardır gidersek düzelir diye düşündüm. Ama bu sefer de ‘ben deli miyim?’ diyerek dövmeye başladı” 

‘BARDAKTAKİ SU YÜZÜNDEN BİLE DÖVÜYORDU’

“Evimiz sobalıydı demir şişlerle dövüyordu. Sofraya oturduğumuzda bardaktaki su yüzünden bile dövüyordu” diyen S.Ç., çeşitli bahanelerle nasıl sistematik şiddet gördüğünü ise şu sözlerle anlatıyor:

“Yemek yapıyordum tuzu fazla, yağı az diye boynuma bıçak dayayıp, kafamı duvarlara vuruyordu. Kapıyı üstümüze kilitliyordu günlerce dışarı çıkamıyorduk

Beni o kadar korkutmuş ki onu gördüğüm zaman elim ayağım boşalıyor. Hiçbir şey yapamıyorum. Oturduğum yerde sıçrıyordum, ‘acaba arkadan gelip boğazımı mı sıkacak?’ diye. Korkudan yattığım yataktan düşüyordum. Beni o kadar korkutmuştu. Cinsel ilişkiye girmek istemediğimde de ‘sen neden istemiyorsun?’ diyerek beni dövüyordu. Beni soyup işkence ediyordu. Bunları kimseye anlatamadım.”

POLİS ALIP BİR GÜN SONRA BIRAKTI

Maşallah Özkan’ın yine kendilerine silah ve keserle saldırdığı bir gün polisin geldiğini ancak gözaltına alınan Özkan’ın bir gün sonra serbest bırakıldığını anlattı:

"Silah çekti bizi öldürüyordu. Kurtuluşumuz bir mucize. Şarjörünü çekti. Kızım ‘kurtarın bizi’ diye bağırdı. Komşular polis çağırmış. Polisler gelip silahı üzerinde yakaladı. Keseri de aldılar. Bir gün nezarette tuttular, sabah yine geri geldi.

İNSANLAR HEP ‘BİR ŞANS DAHA VER’ DEDİ

S.Ç., çocuğunun gözü önünde darp edilmesine dayanamayarak evi terk etmesine neden olan olayı ise şöyle anlatıyor:

"Yılbaşı akşamı kızımı odaya götürüp tekme tokat dövdü. Küçücük çocuk elinde kuşlar gibi çırpınıyordu. Gidip elinden aldım çocuğumu diye boynumu sıktı, vurdu, küfür etti. Ben o geceden sonra çocuklarımı alıp abimin yanına gittim.

Bir süre abilerimle yaşadım. Bana ‘bir şans daha ver, geri dön’ dediler. İnsanlar bana hep bunu söyledi. Kimse niye bu adam sana bu kadar zulmü ediyor? demedi. Ama dayak diyen, işkence gören hep bendim. Bu sefer artık yeter dedim. Zaten her gün öldürülmekle tehdit ediliyorum. En azından çıkayım gideyim rahat bir nefes alıp ölürüm en azından dedim . 

AYRILDI, KURTULAMADI

S.Ç., evden ayrıldı ancak tehditler, baskı ve şiddet son bulmadı. S.Ç., Özkan’ın tehditleri yüzünden işten ayrılmak zorunda dahi kaldı:

“Ayrıldım yine de kurtulamadım. Çalışıyordum, her gün iş yerimi arayarak ‘onu çalıştırmayacaksınız, gelip orada katliam çıkartacağım’ diyerek tehdit ediyordu. Öldüreceğim sizi böyle rahat gezemeyeceksin’ diyordu. Çocuklarımı da arayarak tehdit ediyordu. Mecburen işten ayrılmak zorunda kaldım. Evlere temizliğe gidiyordum ama onu tanıyan herkes korkudan gel diyemedi. Tek başıma ortada kaldım, ne yapacağımı bilmiyorum.”

‘ANNE SAKIN DIŞARI ÇIKMA’

Çocukların psikolojilerinin bozulduğunu ve destek aldıklarını belirten S.Ç., “Okula gidiyorlar her teneffüs beni arıyorlar. ‘Anne iyi misin?’, ‘Anne kapıyı kilitle, sakın dışarı çıkma’ diye. 11-12 yaşlarındaki çocukların aklı bende mi olacak yoksa derslerinde mi? 

S.Ç, kendi psikolojik durumunu  ise “Ben hiç iyi değilim, inanın” sözleriyle özetliyor. Maddi yetersizlik nedeniyle de psikolojik destek alamadığını söylüyor: 

“Sosyal hizmetlere başvurdum ama yetişkinler için psikolog yokmuş. Maddi olarak da sağlayamıyorum. İki çocuk okutuyorum. Kiraya mı yetişeyim, faturalara mı yetişeyim?”

‘İNSANLAR BENİ SAHİPLENSİNLER TEK İSTEĞİM BU’

S.Ç., sözlerini şöyle sonlandırıyor:

“Keşke bizi rahat bıraksa tehdit etmese, diyeceğim ki ekmek bile yemeyeyim, gece gündüz hizmetçilik yapayım. ‘Biz özgürüz, onun tutsağı değiliz’ diyebilelim.

İnsanlar beni sahiplensinler tek isteğim bu. Ben tek başımayım. Bu oturduğum evi de kadın arkadaşlar kurdu. O kadar yeği güzel kadınlar var ki. Tek başımayım diyorsunuz o insanlar değnek gibi koltuğunuzun altına giriyor. İki tane çocuğum var onlar için güçlü olmak zorundayım. Ama ben de bazen pes ediyorum.”

YOLDA YÜRÜRKEN YİNE SALDIRDI

S.Ç daha sonra kadınların desteğiyle ayrı bir ev tutarak çocuklarıyla yaşamaya başladı.  Ancak şiddet, tehdit bitmedi. 

Son olarak 11 Aralık’ta evinin bir sokak üstünde saldırıya uğradı. 

Yolda yürüyen S.Ç.’ye arkadan saldıran Özkan “Sen böyle rahat mı gezeceksin?’ diyerek yolunu kesti. S.Ç.,’nin polisi araması üzerine ise tekme ve tokat atarak saldırdı:

“Silah çekti beni öldürüyordu. İnsanlar gelince kaçtı.”

SALDIRGANIN BEYANI: BUNLAR TERÖRİST

“Türkiye'de mahkemeler her durumda kadının aleyhine işliyor” diyen S.Ç’.’nin avukatı Ekin Baltaş yaşanan saldırılara rağmen tutuklama taleplerinin mahkeme tarafından reddedildiğini belirterek şunları söylüyor:

“Sevgi 13 yıldır bu erkekle yaşıyordu. Hukuki olarak şikayetçi olmaya karar vermesi 2016 yılı. Çok uzun bir süre bu şiddeti gördükten sonra çevresinde ona destek olan kadınlarla güçlendi cesaret etti ve evini ayırdı. Şikayetçi olmasıyla dava süreci başladı. İlk celsede erkek kalabalık olduğumuzu, kadınların desteğini görünce mahkemede ‘bunlar terörist’ gibi bir beyan verdi. Ancak hakim de sevginin yanında olmadı. Arkasından gelen saldırılara rağmen tutuklama talebimizi reddetti. Çocuklar yıllardır bu şiddet ortamında büyümüş, 2 kız çocuğu üstelik silahlı tehdide tanık olmuşlar. Taleplerimize rağmen hakim pedagog eşliğinde dinlenmesini dahi reddetti. Türkiye'de mahkemeler her durumda kadının aleyhine işliyor. Son saldırıdan sonra hakimle görüşmeye gittim, ‘dosyam bu mahkemede, daha önce gelmiştim müvekkilim saldırıya uğradı’ dedim. Cevabı şu oldu: ‘Evet tanıyorum sizi avukat hanım şu karı koca kavgası değil mi?’ 

Zihniyetin en kısa özeti.”